Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Haber Girişi: 17.06.2021 - 14:06, Güncelleme: 17.06.2021 - 14:06

“Tarihin en düşük dönemini yaşıyoruz”

 

“Tarihin en düşük dönemini yaşıyoruz”

Hakan Su Ürünleri İşletme Sahibi Hakan Açar, kuraklığın balıkçılık sektörüne, tüketime etkilerini gazetemize değerlendirdi. Kuraklık arttıkça denizlerdeki balık çeşidinin de azaldığını aktaran Hakan Açar, “Birebir yağışların denizdeki balıkla %100 bağlantısı var. Yağış olmayınca dereler akmıyor, dereler akmayınca mikroorganizmalar yetişmiyor, mikroorganizmalar yetişmeyince de bundan beslenen yavrular çoğalmıyor, üremiyor, azalıyor. Yani doğada neyi bozarsak hepsi bir şekilde etkileniyor.” sözleriyle kuraklıkla ile ilgili kaygılarını dile getirdi. Bu kış sezonunun iyi gittiğini ancak havaların soğumaması, yeteri kadar balığın olmaması ve kar yağmaması satışların gerilemesine neden olduğunu ifade etti.
Hakan Su Ürünleri İşletme Sahibi Hakan Açar kuraklık ve kış sezonu değerlendirmesiyle ilgili gazetemize yaptığı açıklamada; “Balık üretimi bilindiği gibi suda yapılmakta. Balık demek su demektir. Balıklar temiz, kaliteli, içilebilir nitelikteki sularda yetişirler. Balıklar suları kirletmez. Balıklar aynı zamanda sudaki dengeyi sağlar. Ya nedir? Kirlilikten dolayı yosun büyür, yosunu yerler. İstilacı türler türer, onları yem olur. Bu besin zincirinin halkası şeklinde balıklar doğada bir dengedir. Suda bir denge halindedir. Kuraklığın balıkçılıkla alakası nedir? Balıkta en çok aranan özellik suyun sıcaklığı ve oksijen kalitesidir. Su azaldıkça o suda yetişen balık miktarı da azalmaktadır. Aynı zamanda suyun miktarı azaldıkça o sudaki oksijen çözünürlüğü de azalmakta. Bu belki insanlar der ki alabalık yok, kafeslerde su az gelir, az yaparlar vs. Esasında en önemli konu doğal dengedir. Yağmurla denizdeki balığın %100 bağlantısı vardır. Kuraklık oldukça denizlerdeki balık azalır. Diyecekler ki zaten deniz olduğu gibi su dolu. Niye yağmur yağmayınca balık azalır? Şimdi balıklar da insanlar gibi yavrular. Memeli hayvan daha azdır. Hep yumurtadan ürerler. Bunlar çıktıktan sonra insanlar anne sütüyle beslenir. Balıklarda yumurta kesesiyle beslenir. Belirli dönem sonra yeni doğmuş bir bebeğe ne veriliyor? Mama veriliyor. Kuru fasulye yedirebiliyor musun? Hayır. Çünkü sistem gelişmemiştir. Balıkta aynı şekilde yumurta kesesi çekilmiş balıklar, bu yumurta kesesi doğada öyle bir denge var ki kendi aktif hale gelebilecek dışarıdan yemleri algılayabilecekleri canlıları hissedebilecek derecede yetiştirmek için vardır. Doğada balık yavruları fitoplankton ve zooplanktondan beslenir. Bunun tamamı da acı sularda olur. Acı su dediğimiz deniz suyula tatlı suyun karıştığı yani mesela Ege’de tuzluluk binde 35’tir. Karadeniz’de binde 11’dir. Akdeniz en tuzlu memlekettir. Orada binde 39’a kadar çıkar. Ama balık yavruları çıktığı zaman nasıl insanlar 36-37 derecede yaşıyorsa, balıklarda belirli bir tuzluluk ve belirli bir sıcaklıkta yavrularının o dönemi geçirmesi gerekir. Bunlarda acı sularda olur. Acı sularda nedir? Tatlı su ile deniz suyunun karıştığı yer. Fitoplanktonlarda, zooplanktonlarda orada yetişir. Yani yavrunun maması orada var. Denizde mama yok. Acı suda mama var. Balıklar orada beslenmek zorunda. Denize akan su oradaki bütün besinleri denize taşıyor. Oradaki fitoplanktonların yani bitkisel mikroorganizmaların ve hayvansal mikroorganizmaların bütün besinlerini taşıyor. Yağış oluyor ki bunlar denizlere akıyor, acı sular tatlı suya karışıyor. Orada fitoplanktonlar büyüyor. İşte yavrularda orada beslenip, denizde balık oluyor. Hamsi bizim kıyılarımızda üremiyor. Nerede ürüyor? Azak Denizi’nde ürüyor. Niye Azak Denizi kapalı bir koy. Yani tatlı suyla tuzlu suyun karıştığı yani onların şartlarının en uygun olduğu yer için orada yetişiyorlar ve oradan bütün Karadeniz’e dağılıyorlar. Birebir yağışların denizdeki balıkla %100 bağlantısı var. Yağış olmayınca dereler akmıyor, dereler akmayınca mikroorganizmalar yetişmiyor, mikroorganizmalar yetişmeyince de bundan beslenen yavrular çoğalmıyor, üremiyor, azalıyor. Yani doğada neyi bozarsak hepsi bir şekilde etkileniyor. Onun için yağışların, özellikle kuraklığın, balıkçılıkla %100 alakası var. Denizdeki balıktan tut, iç sularda yetişen balıklara kadar. Özellikle biz Türkiye’de Avrupa Birliği’nin en çok alabalık üreten ülkesiyiz. 100 bin tonun üzerinde balık üretiyoruz. Dünyada ikinci sırdayız. Birinci sırada İran vardı. Şili var şimdi. Alabalık yavrularının tamamı tatlı su kaynaklarında yetişiyor. Yani suyu çok temiz olan yerlerde. Şimdi bugün Türkiye en büyük ihracatçıydı, şu anda %50 kapasiteyle bu işi yapacak. Kuraklıktan dolayı çoğu firma yavrusunu üretemedi. Pompalarla suyu tekrar basmak zorunda kaldı. Kullanılmış suyu tekrar bastığı için artışa bile istediği başarıyı ve kaliteyi elde edemedi.  Bu sene yavru üretimi çok az olduğu için alabalık üretimi de dünya sıralamasında gerileyecek. Ülkemizdeki kuraklık bugün Türkiye balıkçılığını birebir etkileyecek dönem. Bu seneki yağışların olmaması Türkiye’deki deniz balıkçılığını da %100 etkileyecek. Gelecek yıl daha az balık olacak. Daha pahalı olacak. Ayrıca Karadeniz’deki kirlilikten dolayı Marmara’daki müsilaj dediğimiz kirlilikten dolayı zaten balıklar yer değiştirdi. Yumurtlama bölgeleri veya besin zinciri bozuldu. Bu müsilajla beraber fitoplanktonlar ve zooplanktonların hiçbiri üremedi. Hepsi öldü. Yumurtadan çıkmış üreyebilme şansı olan balıkların bile yavruları beslenecek bir şey bulamadı ve bu çok etkileyecek ortamı. 1 hamsi 1 milyon yumurta verir. Doğada bunun %2’si yaşar ve sadece hamsi insan beslenmesi için değil, diğer bütün balıklarında besinidir. Onun için bir hamsi olmazsa palamutta olmaz diğer balıklarda olmaz. Zincirin halkalarındaki balıkların sayısı azalır. O nedenle bu sene kuraklıktan dolayı gelecek yıllarda kesinlikle ve kesinlikle balık sayısı çok düşecek. Çok azalacak. Büyük sıkıntı yaşayacağız yani. Bu kış pandemiden dolayı geçmiş yıllara oranla geçen yıl pandeminin ilk çıktığı dönemde satışlarımız çok iyiydi. İnsanların sağlıklı beslenmeye karşı ilgisi çok aşırıydı. Bağışıkılık sistemimizi güçlendirmemizin temeli balıkla beslenme diyerek insanlar buna çok önem veriyordu. Artık bu zaman geçtikçe insanlarda bir soğuma oldu. Eylül’den itibaren insanların hastalıktan dolayı balığa karşı ilgisi azaldı. Birde havaların soğumaması, fazla kar yağmamasından dolayı satışlarımız çok azaldı. Zaten yeteri kadar balıkta çıkmadı. Bu sebeple satışlar geçen yıl kötü oldu. Hem ülkenin ekonomik durumu hem insanların algısı hem de iklim şartları yüzünden satışlar da düşüş yaşandı. Şu anda tarihin en düşük dönemini yaşıyoruz. İnsanların pandemi de alım gücü azaldığı için fiyatlarımız yükselmiyor biz karsız çalışıyoruz. Biz Eylül’e ne kadar az zararla çıkarsak bunu hesabını yapıyoruz artık.” Dedi. Hatice Dursun  
Hakan Su Ürünleri İşletme Sahibi Hakan Açar, kuraklığın balıkçılık sektörüne, tüketime etkilerini gazetemize değerlendirdi. Kuraklık arttıkça denizlerdeki balık çeşidinin de azaldığını aktaran Hakan Açar, “Birebir yağışların denizdeki balıkla %100 bağlantısı var. Yağış olmayınca dereler akmıyor, dereler akmayınca mikroorganizmalar yetişmiyor, mikroorganizmalar yetişmeyince de bundan beslenen yavrular çoğalmıyor, üremiyor, azalıyor. Yani doğada neyi bozarsak hepsi bir şekilde etkileniyor.” sözleriyle kuraklıkla ile ilgili kaygılarını dile getirdi. Bu kış sezonunun iyi gittiğini ancak havaların soğumaması, yeteri kadar balığın olmaması ve kar yağmaması satışların gerilemesine neden olduğunu ifade etti.

Hakan Su Ürünleri İşletme Sahibi Hakan Açar kuraklık ve kış sezonu değerlendirmesiyle ilgili gazetemize yaptığı açıklamada;

“Balık üretimi bilindiği gibi suda yapılmakta. Balık demek su demektir. Balıklar temiz, kaliteli, içilebilir nitelikteki sularda yetişirler. Balıklar suları kirletmez. Balıklar aynı zamanda sudaki dengeyi sağlar. Ya nedir? Kirlilikten dolayı yosun büyür, yosunu yerler. İstilacı türler türer, onları yem olur. Bu besin zincirinin halkası şeklinde balıklar doğada bir dengedir. Suda bir denge halindedir.

Kuraklığın balıkçılıkla alakası nedir?

Balıkta en çok aranan özellik suyun sıcaklığı ve oksijen kalitesidir. Su azaldıkça o suda yetişen balık miktarı da azalmaktadır. Aynı zamanda suyun miktarı azaldıkça o sudaki oksijen çözünürlüğü de azalmakta. Bu belki insanlar der ki alabalık yok, kafeslerde su az gelir, az yaparlar vs. Esasında en önemli konu doğal dengedir. Yağmurla denizdeki balığın %100 bağlantısı vardır. Kuraklık oldukça denizlerdeki balık azalır. Diyecekler ki zaten deniz olduğu gibi su dolu. Niye yağmur yağmayınca balık azalır? Şimdi balıklar da insanlar gibi yavrular. Memeli hayvan daha azdır. Hep yumurtadan ürerler. Bunlar çıktıktan sonra insanlar anne sütüyle beslenir. Balıklarda yumurta kesesiyle beslenir. Belirli dönem sonra yeni doğmuş bir bebeğe ne veriliyor? Mama veriliyor. Kuru fasulye yedirebiliyor musun? Hayır. Çünkü sistem gelişmemiştir. Balıkta aynı şekilde yumurta kesesi çekilmiş balıklar, bu yumurta kesesi doğada öyle bir denge var ki kendi aktif hale gelebilecek dışarıdan yemleri algılayabilecekleri canlıları hissedebilecek derecede yetiştirmek için vardır. Doğada balık yavruları fitoplankton ve zooplanktondan beslenir. Bunun tamamı da acı sularda olur. Acı su dediğimiz deniz suyula tatlı suyun karıştığı yani mesela Ege’de tuzluluk binde 35’tir. Karadeniz’de binde 11’dir. Akdeniz en tuzlu memlekettir. Orada binde 39’a kadar çıkar. Ama balık yavruları çıktığı zaman nasıl insanlar 36-37 derecede yaşıyorsa, balıklarda belirli bir tuzluluk ve belirli bir sıcaklıkta yavrularının o dönemi geçirmesi gerekir. Bunlarda acı sularda olur. Acı sularda nedir? Tatlı su ile deniz suyunun karıştığı yer. Fitoplanktonlarda, zooplanktonlarda orada yetişir. Yani yavrunun maması orada var. Denizde mama yok. Acı suda mama var. Balıklar orada beslenmek zorunda. Denize akan su oradaki bütün besinleri denize taşıyor. Oradaki fitoplanktonların yani bitkisel mikroorganizmaların ve hayvansal mikroorganizmaların bütün besinlerini taşıyor. Yağış oluyor ki bunlar denizlere akıyor, acı sular tatlı suya karışıyor. Orada fitoplanktonlar büyüyor. İşte yavrularda orada beslenip, denizde balık oluyor. Hamsi bizim kıyılarımızda üremiyor. Nerede ürüyor? Azak Denizi’nde ürüyor. Niye Azak Denizi kapalı bir koy. Yani tatlı suyla tuzlu suyun karıştığı yani onların şartlarının en uygun olduğu yer için orada yetişiyorlar ve oradan bütün Karadeniz’e dağılıyorlar.

Birebir yağışların denizdeki balıkla %100 bağlantısı var. Yağış olmayınca dereler akmıyor, dereler akmayınca mikroorganizmalar yetişmiyor, mikroorganizmalar yetişmeyince de bundan beslenen yavrular çoğalmıyor, üremiyor, azalıyor. Yani doğada neyi bozarsak hepsi bir şekilde etkileniyor. Onun için yağışların, özellikle kuraklığın, balıkçılıkla %100 alakası var. Denizdeki balıktan tut, iç sularda yetişen balıklara kadar.

Özellikle biz Türkiye’de Avrupa Birliği’nin en çok alabalık üreten ülkesiyiz. 100 bin tonun üzerinde balık üretiyoruz. Dünyada ikinci sırdayız. Birinci sırada İran vardı. Şili var şimdi. Alabalık yavrularının tamamı tatlı su kaynaklarında yetişiyor. Yani suyu çok temiz olan yerlerde. Şimdi bugün Türkiye en büyük ihracatçıydı, şu anda %50 kapasiteyle bu işi yapacak. Kuraklıktan dolayı çoğu firma yavrusunu üretemedi. Pompalarla suyu tekrar basmak zorunda kaldı. Kullanılmış suyu tekrar bastığı için artışa bile istediği başarıyı ve kaliteyi elde edemedi.  Bu sene yavru üretimi çok az olduğu için alabalık üretimi de dünya sıralamasında gerileyecek. Ülkemizdeki kuraklık bugün Türkiye balıkçılığını birebir etkileyecek dönem. Bu seneki yağışların olmaması Türkiye’deki deniz balıkçılığını da %100 etkileyecek. Gelecek yıl daha az balık olacak. Daha pahalı olacak. Ayrıca Karadeniz’deki kirlilikten dolayı Marmara’daki müsilaj dediğimiz kirlilikten dolayı zaten balıklar yer değiştirdi. Yumurtlama bölgeleri veya besin zinciri bozuldu. Bu müsilajla beraber fitoplanktonlar ve zooplanktonların hiçbiri üremedi. Hepsi öldü. Yumurtadan çıkmış üreyebilme şansı olan balıkların bile yavruları beslenecek bir şey bulamadı ve bu çok etkileyecek ortamı. 1 hamsi 1 milyon yumurta verir. Doğada bunun %2’si yaşar ve sadece hamsi insan beslenmesi için değil, diğer bütün balıklarında besinidir. Onun için bir hamsi olmazsa palamutta olmaz diğer balıklarda olmaz. Zincirin halkalarındaki balıkların sayısı azalır. O nedenle bu sene kuraklıktan dolayı gelecek yıllarda kesinlikle ve kesinlikle balık sayısı çok düşecek. Çok azalacak. Büyük sıkıntı yaşayacağız yani.

Bu kış pandemiden dolayı geçmiş yıllara oranla geçen yıl pandeminin ilk çıktığı dönemde satışlarımız çok iyiydi. İnsanların sağlıklı beslenmeye karşı ilgisi çok aşırıydı. Bağışıkılık sistemimizi güçlendirmemizin temeli balıkla beslenme diyerek insanlar buna çok önem veriyordu. Artık bu zaman geçtikçe insanlarda bir soğuma oldu. Eylül’den itibaren insanların hastalıktan dolayı balığa karşı ilgisi azaldı. Birde havaların soğumaması, fazla kar yağmamasından dolayı satışlarımız çok azaldı. Zaten yeteri kadar balıkta çıkmadı. Bu sebeple satışlar geçen yıl kötü oldu. Hem ülkenin ekonomik durumu hem insanların algısı hem de iklim şartları yüzünden satışlar da düşüş yaşandı.

Şu anda tarihin en düşük dönemini yaşıyoruz. İnsanların pandemi de alım gücü azaldığı için fiyatlarımız yükselmiyor biz karsız çalışıyoruz. Biz Eylül’e ne kadar az zararla çıkarsak bunu hesabını yapıyoruz artık.” Dedi.

Hatice Dursun

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.