Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Haber Girişi: 03.07.2021 - 10:15, Güncelleme: 03.07.2021 - 10:15

“Çocuk istismarına karşı etkin mücadele yürütülmeli!”

 

“Çocuk istismarına karşı etkin mücadele yürütülmeli!”

Eğitim Sen Şube Başkanı Sedat Çiçek, Danıştay 10. Dairesi’nin İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili “kararın iptali ve yürütmesinin durduruluması talebinin reddedilmesine” yönelik basın açıklaması yaptı.
İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılması kararı geçtiğimiz aylarda Danıştay'a taşınmıştı. Türkiye'nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi'yle ilgili Danıştay kararını açıkladı. Danıştay 10. Dairesi, İstanbul Sözleşmesi'ne ilişkin Cumhurbaşkanı kararının yürütmesinin durdurulması talebini reddetti. Eğitim Sen Şube Başkanı Sedat Çiçek konuya ilişkin açıklamasında; Pandemi koşulları sebebiyle ilan edilen kapanma süreçleri, var olan toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizliği, sömürüyü, kötü muameleyi, çocuklara yönelik psikolojik, cinsel şiddet ve istismarı daha da arttırmıştır. Bu dönemde çocukların okula erişememeleri, ev içinde maruz kaldıkları şiddet ve istismar ortamından, şiddet uygulayan kişilerden uzaklaşmalarını ve destek alabilecekleri aktörlere ve kurumlara ulaşmalarını engellemiştir. Üstelik kadınlara ve çocuklara karşı cinsel şiddet ve istismarın tırmanışa geçtiği pandemi sürecinde, kadınların ve çocukların en büyük kazanımı olan İstanbul Sözleşmesi ve Lanzarote Sözleşmeleri cemaatler, tarikatlar ve AKP hükümeti tarafından hedef alınmıştır. Tarikatların, cemaatlerin ve hükümet taraftarlarının hedef tahtasına koydukları, Çocukların Cinsel Suiistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi olan Lanzarote Sözleşmesi, Türkiye tarafından imzalanıp, 10 Eylül 2011’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Cinsel istismar suçunu tanımlayan ve istismarı suç sayan ilk uluslararası anlaşma olan Lanzarote Sözleşmesi; ulusal ve uluslararası iş birliğini teşvik aracılığıyla çocuklara karşı cinsel şiddete yönelik kapsayıcı bir tepki sunmakta, taraf devletler için yasal standartlar tanımlamakta ve birçok yükümlülük getirmektedir. Sözleşmenin, cinsel sömürü ve cinsel istismar oluşturan davranışları tanımlayan 18. Ve 23. Maddelerinde, çocuk istismarı ve ihmalinin pek çok biçimi belirtilmiş, çocukları cinsel istismar ve sömürüden korumak amacıyla gerekli yasal tedbirler ve önlemler tanımlanmış ve yükümlülükler getirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 41. maddesinde “Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır” hükmüyle bir çerçeve çizilmiş, Türk Ceza Kanunu’nun 77. maddesinde de çocukların cinsel istismarı “İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar” kapsamında değerlendirilmiştir. Ancak Türkiye, her ne kadar çocuk haklarına dair uluslararası antlaşmaları imzalayan taraf devletler arasında bulunmasına ve Türk Ceza Kanunu’nda gerekli hükümleri bulundursa da AKP iktidarı antlaşma yükümlülüklerini ve gerekli tedbirleri uygulama noktasından çok uzak bir tutum içindedir. Öyle ki, son yıllarda tırmanışa geçen ve pandemi sürecinde daha da artan çocuğa karşı cinsel şiddet ve suiistimaller, çocuk yaşta evlilikler, internet üzerinden işlenen suçlar, ülkemiz açısından karanlık bir tablo çizmektedir. Son günlerde ülke gündemine düşen kadın ve çocuk istismarı haberlerindeki artış çarpıcı boyutlardadır. Yıllarca uğradığı tecavüzü taşlara yazan çocuk haberi, Karatay Akademi Yayınları tarafından basılan “Onlar Ermiş Muradına-En Güzel Türk Masalları” isimli kitapta yer alan “Sandık” adlı masalda çocuğa karşı cinsel istismarı meşrulaştıran skandal ifadeler kullanılması, Antalya’nın Finike ilçesinde bir kız bir erkek iki kardeşin aile içi cinsel istimara uğramaları ve sanık olan anne ve üvey babanın tahliye edilmesi haberleri, sadece birkaç örneği oluşturmaktadır. Üstü örtülen, duyulmayan vakaların çok daha fazla olduğu tahmin edilebilmektedir. TÜİK’in 2019 verilerine göre, güvenlik birimlerine suç mağduru olarak gelen 206 bin 498 çocuğun yüzde 15,2’si cinsel suçlardan mağdur oldu. Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı adli istatistiklere göre, Türkiye’de 2019’da “cinsel dokunulmazlığa karşı suç” kapsamında 49 bin 57 dava açıldı. Bunların 22 bin 689’unu çocuklara yönelik cinsel istismar suçları oluşturmuştur. Yine Adalet Bakanlığı’nın istatistiklerine göre, 2012’de çocuğun cinsel istismarı davalarında suç sayısı 17 bin 589 iken, 2019’da bu sayı 22 bin 689’a çıkmıştır. İnsan Hakları Derneği’nin İstanbul Şubesi Çocuk Hakları raporuna göre ise 2002’den bu yana 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yapmıştır. Sendikamız, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çekilme kararının alındığı, çocuk istismarının erken evlilik adıyla meşrulaştırma girişimlerinin arttığı, kadına ve çocuğa karşı baskı, şiddet ve istismarın yoğun biçimde devam ettiği ve birçok delile rağmen sanıkların skandal kararlarla tahliye edildiği bir dönemde, kadınların ve çocukların haklarına yönelik her türlü müdahaleye karşı kararlılıkla mücadelesini sürdürecektir. Çocuk istismarının meşrulaştırılması anlamına gelecek tüm uygulamaların karşısında olacağımız bilinmelidir. Cinsiyete dayalı eşitsizliğin giderilmesi için İstanbul Sözleşmesi hükümleri uygulanmalı ve imza altına alınan sözleşmelerin gerekleri hayata geçirilmelidir.” Dedi. Haber merkezi  
Eğitim Sen Şube Başkanı Sedat Çiçek, Danıştay 10. Dairesi’nin İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili “kararın iptali ve yürütmesinin durduruluması talebinin reddedilmesine” yönelik basın açıklaması yaptı.

İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılması kararı geçtiğimiz aylarda Danıştay'a taşınmıştı. Türkiye'nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi'yle ilgili Danıştay kararını açıkladı. Danıştay 10. Dairesi, İstanbul Sözleşmesi'ne ilişkin Cumhurbaşkanı kararının yürütmesinin durdurulması talebini reddetti.

Eğitim Sen Şube Başkanı Sedat Çiçek konuya ilişkin açıklamasında;

Pandemi koşulları sebebiyle ilan edilen kapanma süreçleri, var olan toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizliği, sömürüyü, kötü muameleyi, çocuklara yönelik psikolojik, cinsel şiddet ve istismarı daha da arttırmıştır. Bu dönemde çocukların okula erişememeleri, ev içinde maruz kaldıkları şiddet ve istismar ortamından, şiddet uygulayan kişilerden uzaklaşmalarını ve destek alabilecekleri aktörlere ve kurumlara ulaşmalarını engellemiştir. Üstelik kadınlara ve çocuklara karşı cinsel şiddet ve istismarın tırmanışa geçtiği pandemi sürecinde, kadınların ve çocukların en büyük kazanımı olan İstanbul Sözleşmesi ve Lanzarote Sözleşmeleri cemaatler, tarikatlar ve AKP hükümeti tarafından hedef alınmıştır.

Tarikatların, cemaatlerin ve hükümet taraftarlarının hedef tahtasına koydukları, Çocukların Cinsel Suiistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi olan Lanzarote Sözleşmesi, Türkiye tarafından imzalanıp, 10 Eylül 2011’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Cinsel istismar suçunu tanımlayan ve istismarı suç sayan ilk uluslararası anlaşma olan Lanzarote Sözleşmesi; ulusal ve uluslararası iş birliğini teşvik aracılığıyla çocuklara karşı cinsel şiddete yönelik kapsayıcı bir tepki sunmakta, taraf devletler için yasal standartlar tanımlamakta ve birçok yükümlülük getirmektedir. Sözleşmenin, cinsel sömürü ve cinsel istismar oluşturan davranışları tanımlayan 18. Ve 23. Maddelerinde, çocuk istismarı ve ihmalinin pek çok biçimi belirtilmiş, çocukları cinsel istismar ve sömürüden korumak amacıyla gerekli yasal tedbirler ve önlemler tanımlanmış ve yükümlülükler getirilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 41. maddesinde “Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır” hükmüyle bir çerçeve çizilmiş, Türk Ceza Kanunu’nun 77. maddesinde de çocukların cinsel istismarı “İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar” kapsamında değerlendirilmiştir.

Ancak Türkiye, her ne kadar çocuk haklarına dair uluslararası antlaşmaları imzalayan taraf devletler arasında bulunmasına ve Türk Ceza Kanunu’nda gerekli hükümleri bulundursa da AKP iktidarı antlaşma yükümlülüklerini ve gerekli tedbirleri uygulama noktasından çok uzak bir tutum içindedir. Öyle ki, son yıllarda tırmanışa geçen ve pandemi sürecinde daha da artan çocuğa karşı cinsel şiddet ve suiistimaller, çocuk yaşta evlilikler, internet üzerinden işlenen suçlar, ülkemiz açısından karanlık bir tablo çizmektedir.

Son günlerde ülke gündemine düşen kadın ve çocuk istismarı haberlerindeki artış çarpıcı boyutlardadır. Yıllarca uğradığı tecavüzü taşlara yazan çocuk haberi, Karatay Akademi Yayınları tarafından basılan “Onlar Ermiş Muradına-En Güzel Türk Masalları” isimli kitapta yer alan “Sandık” adlı masalda çocuğa karşı cinsel istismarı meşrulaştıran skandal ifadeler kullanılması, Antalya’nın Finike ilçesinde bir kız bir erkek iki kardeşin aile içi cinsel istimara uğramaları ve sanık olan anne ve üvey babanın tahliye edilmesi haberleri, sadece birkaç örneği oluşturmaktadır. Üstü örtülen, duyulmayan vakaların çok daha fazla olduğu tahmin edilebilmektedir.

TÜİK’in 2019 verilerine göre, güvenlik birimlerine suç mağduru olarak gelen 206 bin 498 çocuğun yüzde 15,2’si cinsel suçlardan mağdur oldu. Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı adli istatistiklere göre, Türkiye’de 2019’da “cinsel dokunulmazlığa karşı suç” kapsamında 49 bin 57 dava açıldı. Bunların 22 bin 689’unu çocuklara yönelik cinsel istismar suçları oluşturmuştur. Yine Adalet Bakanlığı’nın istatistiklerine göre, 2012’de çocuğun cinsel istismarı davalarında suç sayısı 17 bin 589 iken, 2019’da bu sayı 22 bin 689’a çıkmıştır. İnsan Hakları Derneği’nin İstanbul Şubesi Çocuk Hakları raporuna göre ise 2002’den bu yana 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yapmıştır.

Sendikamız, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çekilme kararının alındığı, çocuk istismarının erken evlilik adıyla meşrulaştırma girişimlerinin arttığı, kadına ve çocuğa karşı baskı, şiddet ve istismarın yoğun biçimde devam ettiği ve birçok delile rağmen sanıkların skandal kararlarla tahliye edildiği bir dönemde, kadınların ve çocukların haklarına yönelik her türlü müdahaleye karşı kararlılıkla mücadelesini sürdürecektir. Çocuk istismarının meşrulaştırılması anlamına gelecek tüm uygulamaların karşısında olacağımız bilinmelidir. Cinsiyete dayalı eşitsizliğin giderilmesi için İstanbul Sözleşmesi hükümleri uygulanmalı ve imza altına alınan sözleşmelerin gerekleri hayata geçirilmelidir.” Dedi.

Haber merkezi

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.