Bu diziler yanında Yeşilçam Filmleri...

Sinemamızın kuruluşunun 100. Yılı, aynı zamanda Hulusi Kentmen'in ölümünün 21. Yıldönümü'nde, Yeşilçam'ın yıldızlarıyla oyuncularıyla yeni kuşak dizi...


Sinemamızın kuruluşunun 100. Yılı, aynı zamanda Hulusi Kentmen'in ölümünün 21. Yıldönümü'nde, Yeşilçam'ın yıldızlarıyla oyuncularıyla yeni kuşak dizi ve sinema oyuncuları bir araya gelerek Hulusi Kentmen'i anmışlar.


Bu hesaba göre Türk sineması Osmanlı'nın son yıllarında kurulmuş!
Sinema ülkemize ilk kez Osmanlı döneminde 1886'da geldi. Fuat Uzkınay 1914 yılında "Ayastefanos'taki Rus Abidesi'nin yıkılışı" adlı ilk Türk Filmi'ni çekdi. Ardından Cumhuriyete kadar 1. Dünya savaşı ile ilgili haber filmleri ve öykülü filmler çekildi.
Tiyatro Sanatcısı Muhsin Ertuğrul 1950 ye kadar çektiği 30'dan fazla filmle sinemamızın en önemli ismi oldu. Muhsin Ertuğrul'un 1933'de çektiği 'Söz Bir Allah Bir Filmi'nde' Cahide Sonku İlk Türk Kadın oyuncu olarak rol aldı. Yönetmenin en önemli yapıtları arasında, 'Ateşten Gömlek', 'Bir Millet Uyanıyor', 'Aysel Bataklı Damın Kızı' filmlerini sayabiliriz.
Ömer Lütfi Akad, Metin Erksan, Halit Refiğ, Yılmaz Güney, Zeki Ökten, Şerif Gören, Ömer Kavur, Yavuz Turgul, sinemamızın hemen akla gelen iddialı, başarılı yönetmenleri.
Ferzan Özpetek,Nuri Bilge Ceylan, Fatih Akın,Abdullah Oğuz, Semih Kaplanoğlu son yıllarda yurt dışında kendisini kanıtlayıp ödüller alan yönetmenler.
Biz tekrar sinemamızın babacan, pala bıyıklı oyuncusu Hulusi Kentmen üzerinden, onun yaşadığı yıllara ve o dönemin filmlerine dönelim. Yeşilçam'ın babacan oyuncusu Hulusi Kent'men, Dün yayınladığımız kültür sayfası'nda ne diyor;
"Yıllarca hep zengin fabrikatör rolü oynadım. İşin en acıklı kısmı isebütün gün zengin baba rolünü oynayıp çekim bitiminde eve gitmek için soğukta, köşedeki durakta dolmuş beklemem olmuştur."
Yeşilçam Filmleri olarakta tabir edilen Türk Sineması'nda, herşey olup bittikten sonra polis gelir, sonu cik'le biten birbirinin aynı filmler çekilir, zorda kalındığında çıplaklıktan fayda umulur, pek çok filme, ezan, cami, mezarlık yerleştirilip inanç ve duygu sömürüsü yapılırdı. Yeşilçam Filmleri uzun yıllar dalga geçme ağzıyla konuşuldu, yazıldı!
Ülkelerde toplumlarda sanat, içinde yaşadığı döneme, dönemin şartlarına uygun olarak eleştirilirse, her yönüyle incelendiğinde içinden, eleştiri yergi de çıkabilir. Bu eleştiriler yapılırken, içinde bulunulan koşulların sanata, sanat üretiminin kalitesine etkiside ortaya koyulmalıdır.
5 yaşımdan itibaren yerli, yabancı pek çok film izledim. Şimdi televizyonlardaki dizileri, kanal değiştirirken bile görmeye tahammül edemiyorum...
Türk Sineması'nın kalitesi tartışılır filmlerinde halk vardı. Halkın yaşamı, halkın dili, acıları, sevinçleri, mutlulukları, umutsuzlukları vardı. O dizileri izleyenler, filmde gördüklerinden etkilenir, mahalledeki hastaya çorba pişirip götürür, anasını babasını uzun zaman görmeyenler ziyarete gider, mahalledeki yoksul çocuklarına kimselere göstermeden yardımda bulunurlardı.
Mahallelerde çocuklar yanlarından kadınlar kızlar geçerken, küfretmeyi, kavga etmeyi bırakırlar, yere düşen yaşlıları kaldırır, elindeki fileyi evine kadar taşırlardı...
Türk Sineması Yılmaz Güney'e kadar sahipsiz, kendi halinde halkı halka anlatan, suya sabuna pek dokunmayan bir sinemaydı. Yılmaz Güney'e kadar, Metin Erksan'ın Susuz Yaz filmine sansür koyulup oynatılmaması, yurt dışına çıkarılmasına izin verilmeyişi dışında, filmlere fazlaca bir siyasi gerekçeli engelleme yok gibi! Ama benim üst üste bir kaç kez seyrettiğim, 1970'de çekilen, Bilge Olgaç'ın, Kerim Korcan'ın eserinden sinemaya uyarladığı Arap Kadir "Linç" adlı filmin gösterimine o yıllarda nasıl izin verdiler hala şaşarım!
Son dönemde ülkemizde, iktidar, sermaye kesimi, Emperyalizm, ülkemizde hemen herşeyi yönlendirip kontrol edebiliyor. İnanın televizyonlardaki saçma sapan, rezil kepaze proğramlar, diziler kendiliğinden oluşturulup, rastgele televizyonlara yerleşmiyor. Onların hepsi, hepimizi uyutmak için çok iyi kurgulanmış dümenler.
Televizyonlarda bize bize sunulan rezillikler yanında, (Başarılı, kaliteli programlar var, onları ayrı tutarım) Yeşilçam Filmleri çok masum, çok toplumsal ürünlermiş. Birçokları da gerçekten sanatsal yapıtlarmış. Televizyonlardaki televizyon filmi, dizi adı altında bizi uyutmaya, avutmaya yönelik saçmalıkları gördükce bunu daha iyi anlıyorum.

23 Ara 2014 - 14:32 - Güncel


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Burdur Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burdur Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Burdur Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Burdur Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.