10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü.. Türkiye'nin her ilinde kutlandı. Yıllar geçtikçe, günün anlamında büyük değişiklikler olmaya başladı.
Ulusaldan yerel basına, milyonlar satan gazetelerden, bir avuç insana ulaşan gazetelere kadar, artık bütün gazetelerde az-çok baskı var. Ee, hal böyle olunca da, Çalışan Gazeteciler Günü, oluyor sana, "Baskıyla yönlendirilen" Çalışan Gazeteciler Günü. Gazeteciliğin durumu zaten geçtiğimiz yıllarda vahimdi, artık nasıl bir tanımlama kullanacağımı bende bilmiyorum.
İktidarı ele alalım. Artık, Türkiye'nin Başbakanı, kendisine yönlendirilecek soruları bile önceden seçer konuma geldi. 12 Eylül Referandumu'ndan sonra "Türkiye ileri demokrasiye geçti" diyen Başbakanımızın önceden belirlediği soruları sormayan gazeteciler, yaka paça dışarı atılmasalar bile, patronları aranıp, "Açıklamalarımıza o muhabiri göndermeyin" ya da "Sen gazete patronusun, köşe yazarlarına, muhabirlerine sahip çık" şeklinde karşılık veriliyor.
Türkiye'de önemli olaylar oluyor, hergün, her an. Hangi gazete iktidarın aleyhinde olan haberleri, baskılara dayanarak halka ulaştırabiliyor? Fazla düşünmeyin, parmakla sayıverin. Gündem değiştirmeler mi dersiniz, haberleri örtbas etmeler mi? Sanırsın gazeteler gazete değilde, magazin dergisi. Canım Türkiyemin, canım insanlarına bir haberi ulaştırmak istemiyor musun? Gazetenin 2. sayfasından başlayarak koy magazin haberlerini, birde son sayfaya şöyle açık saçık bir bayan fotoğrafını da çaktın mı, ohh, vatandaş napsın haberi? Bu kadar alçaldı habercilik, vatandaşın gazeteden bekledikleri de, gazetelerin vatandaşa sundukları da değişti. Her nedense, bu değişimler 2002 yılında başlayıp, katlanarak arttı!
Gazetecilik ulusalda yavaş yavaş bitiriliyor. Yerele doğru inildiğinde, en azından tarafsız habercilik elle tutulur biçimde... Yerel gazetelere baskı yapılmıyor mu? Çok örneği var, tabii ki yapılıyor. Ulusalda olduğu şekli gibi olmasada, yerelde de birçok baskı çeşidi var. Yerele inildikçe, insanların dost-ahbap yüzdesi de arttığı için, kendisi hakkında yapılan bir habere, küserek karşılık verenler var! Küsmekle de kalmayıp, basın açıklamasının tarihini, saatini söylemeyerek, gazeteyi protesto eden insanlar var, arkadaş! Hal böyleyken, gel de Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutla...
10 Ocak gününde, kesinlikle şu söz kullanılmıştır; "Basın hürdür, sansür edilemez." Hani, halk arasında kesinlik bildiren bir cümle kurarsınız da, karşılık olarak size "Hadi lan ordan" derler ya. İşte bu kadar basit. Basın mı hür? Hadi lan ordan...









