Düzenlenen toplantıya; CHP İl Başkanı Süleyman Erman, Merkez İlçe Başkanı Barış Ayten, Kadın Kolları Başkanı Ümran Minas Ayan katıldı. Konuşmasına, mecliste yaşanan iç tüzük tartışmalarını değerlendirerek başlayan Umut Oran, bu tartışmaların iktidarın Türkiye'de tüm kesimlerin, muhalefet partilerinin sesini kısma çabalarından kaynaklandığını belirtti.
'Parlemantoda da benim dediğim olsun' mantığında olan iktidarın, 10 yıl sonra aklına iç tüzük meselesinin geldiğini dile getiren Oran, ortak mutabakat sağlanarak iç tüzük değişikliğinin bir avantaj sağlayabileceğini ancak hükümetin dayatmayla bu değişikliği yapmaya çalıştığını dile getirdi. İktidarın hiçbir şekilde uzlaşmaya yanaşmadığını ve AKP'ye oy vermeyen ülkenin yarısından fazlasını temsil eden muhalefet partilerini ciddiye almadığını, ülkenin yoğun gündemine rağmen bunları yaşamanın üzücü olduğunu vurgulayan Oran, bahsettiği nedenlerle dolayı boykot yaptıklarına dikkat çekti.
İç tüzük gerginliği 30 milletvekilini hastanelik etti
Umut Oran toplantıda bir bilgiyi de ilk kez Burdurlu basın mensuplarıyla paylaştı. Oran'ın açıklamasına göre iç tüzük gerginliği 30 milletvekilini hastanelik etti. Mecliste yaşanan gergin ortama dayanamayan 30 milletvekili çek-up yaptırmak için hastaneye gitti. Milletvekilleri kalp kontrolünden de geçirildi. Mecliste yaşanan arbedenin, insanların sağlığını tehdit ettiğini belirten Umut Oran; "Kaldı ki daha kötü şeyler olabilirdi. CHP olarak meclis bizim için önemli. Bugün bu hükümetin yaklaşımını biz kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz. Toplumun yarısından fazlasının oy verdiği iradeyi mecliste temsil etmek için mücadelemize devam edeceğiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, iktidarın yapması gereken iş bellidir. Halkın taleplerini, sorunlarını çözmek, parlementonun görevi. Dünyada ekonomik kriz var. Burdur'da da var. Ülke de terör meselesi var, dün yine şehit verdik, dış politikada sorunlar, demokrasi ve hukuk işleyişinde sorunlarımız var. Bütün bunları yapması gereken bir iktidar, her tarafı kendisine benzetmeye çalışıyor, her şeye el atıyor. Karayolu ehliyeti ile uçak kullanılabilir mi? Hükümetin bu şekilde yaklaşırsa, uçak çakılır. Hükümette Türkiye'yi sürekli dibe doğru çekiyor. ehliyeti sahibi iktidarın başında ve uçak kullanmaya çalışıyor. Esasında hükümete bisiklet bile kullandırmamak lazım. Bisikleti bile kullanamayacak seviyede bir iktidar uçak kullanmaya çalışıyor."dedi.
Başbakanın adamına dokunuldu, özel yetkili mahkemelerle ilgili yasa değişikliğine gidiliyor
Konuşmasında Türk Silahli Kuvvetleri mensuplarının üç yıldır yargılandıklarına da değinen Umut Oran, eski genel kurmay başkanı İlker Başbuğ'un da yargılandığını hatırlatarak, gündeme ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu;"Hükümet bu konuyla ilgili ağzını açmadı, hiç yorum yapmadı. Kendi atadığı, yetiştirdiği kişiyi MİT'in başına getirdi. O kişiyi göreve getirmek için kural ve sistem dışı uygulamalar yaptı. Kılıfına uydurdu. Herkes konuşuyor, yeni yasalar çıkartılmaya çalışılıyor. Böyle bir çifte standart anlayışı olabilir mi? Türk Silahlı Kuvvetleri de Milli İstihbarat Teşkilatı da sizin önemli bir organınız. Bir tarafta insanlar göz altına alınıyor, suçları tam olarak belli olmadan üç yıldan fazladır tutuklu bulunuyorlar. Donanmamızın, amirallerimizin üçte ikisi tutuklu. Biz bir de terörle mücadele ediyoruz. Bununla ilgili hiç bir şey yapmıyorsun, bir de bıyık altından gülüyorsun, öbür tarafta MİT'le ilgili birşey olduğu zaman, kılıfına uydurarak bir takım yasalar çıkarmaya çalışıyorsun. Böyle bir devlet anlayışı kabul edilemez. Biz özel yetkili mahkemeler kaldırılsın dedik, şimdi sayın başbakan kendi adamına dokunulduğu zaman özel yetkili mahkemelerle ilgili yeni bir yasa değişikliği getiriyor. Böyle bir ülke ve devlet yönetimi olmaz. Bu zihniyetle biz uçağı teslim etmişiz ama bisikleti bile verdiğiniz zaman kaza yapacak bir zihniyet var. Baktığınız zaman devlette artık bir düzen ve uyum kalmadı. Tek karar verici sayın başbakandı, şimdi ona karşı da bir tepki oluştu. İktidarın içinde çatışma başladı. Bundan vatandaş zarar görüyor. Yapılması gereken, çözülmesi gereken işler varken, hümüket kendi iç hesaplaşmasına döndü. Türkiye'nin son derece önemli sorunları var. Ama maalesef bir kayıkçı kavgası, ehliyetsiz, kifayetsiz bir iktidarla Türkiye yolunu bulmaya çalışıyor.
Devleti bisiklet kullanma zekasına bile sahip olmayan bir iktidar yönetiyor
Sorunlar Burdur'da da rafa kaldırılmış durumda ve sorunlara yenileri eklendi. Ben en son Burdur'a geldiğimde alay komutanlığı devam ediyordu, şimdi kışlaya döndü. Bu kararda milletin iradesi tam yansımadan bedelliyi kaldırdık. Burdur'da 30 yıldır bedelli askerden kaynaklı bir ticaret vardı. Onu kaldırdınız yerine ne yapacaksınız? Şeker fabrikasının özelleştirilmesi konusu gündemde, şeker fabrikasını incelediğimiz zaman başarılı yir yönetimi var. AB standartlarında, o normlara uyumlu üretim yapılıyor. Şimdi şeker fabrikalarını da özelleştirecekler. Türkiye'de özelleştirilen kurumlar ya AVM oluyor ya da oraya gökdelen dikiliyor. Orada iş, aş kapısı kapanmış oluyor. Hem askerlikten dolayı esnaf zorda, hem de şeker fabrikasının satışı konuşuluyor. Bir taraftanda Karacaören Barajı ile ilgili durum var. Bir şeyi yaparken, diğer taraftan bir mağduriyet olacaksa bu öngörülmeli ve giderilmeli. Karacaören Barajında bir sürü balık çiftliği var, Türkiye'nin %10 oranında balık üretiminin sağlandığı bir yer. Kesme çiçek üretimi yapılıyor. Bir turizm var. Bir yanda orası mağdur hale gelecek. Zaten Burdur her geçen gün mağdur hale geliyor. Daha da mağdur hale gelecek. Teşvik politikalarını gözden geçirmek gerekir. Burdur'un mermer ve hayvancılık sektörleri var. Bunlarla ilgili Burdur'a özel bir teşvik verilmesi gerekir. Burada mermer ve hayvancılıkla ilgili kümelenme çalışması yapılması gerekiyor. Bunların hiç birisi dikkate alınmıyor. Bunun yerine benim adamım, senin adamın, benim dediğim olacak çekişmesi yapılıyor. Bir anlamda şimdi sıra kendilerine geldi, bunu yakın zamanda göreceğiz. Ana muhalefet partisi olarak bizimle uğraşıyorlar ama kendi içlerinde de bir saltanat, yetki kavgası başladı. Bunları yaşamak üzücü. Sonuçta elbette milletin vekilleri olarak bunları çözmemiz gerekir. Türkiye'nin gündemi, halkın öncelikleri çok farklı, iktidarın öncelikleri farklı. Onlar 'ya bendensin, ya yok ol, ya sev ya terk et, ya taraf ol ya da bertaraf ol, ya dinci olacaksın ya da tinerci olursun' zihniyetinden 10 yıldır kurtulamadılar. Türkiye'nin ekonomisi, geçmişiyle, tarihi kültürüyle dünyanın en önemli 20 ülkenin arasında. Bu devlet geleneğini bisiklet alma zekasına, yeteneğine sahip olmayan bir iktidar partisi yönetiyor ve maalesef böyle bir tablo ile karşı karşıya kalıyoruz.
Hedefimiz; Burdur Belediyesi'ni almak
İl örgütümüz geçen yerel seçimden sonra başarılı bir çalışma yürütüyor. Buradaki sivil toplum örgütleriyle ilatişimleri son derece iyi. Bizim beklediğimiz özlediğimiz hem kadın kolları, hem gençlik kolları aktif bir şekilde çalışıyor. Ben kendilerini kutluyorum, hem genel merkezle uyumlu, burada da toplumla uyumlu çalışmalar yapıyorlar. Hakikaten örnek bir çalışma yapan bir il. İl başkanımız şimdiden çalışmalara başladı, Burdur'da iki seferdir kıl payı, çok küçük bir oyla kaçırdığımız Burdur Belediyesi'ni almak bizim görevimiz. Bu hedef doğrultusunda il başkanımızı, il örgütümüzü, yöneticilerimizi destekleyeceğiz."
Haber: Hacer Zeren











