Uğur Altınışık: Ben Afyon'un Kızılören ilçesinde doğdum. Okulları genelde Denizli'de okudum. Daha sonra Afyon Fen Lisesi'ni kazandım ve liseden sonra 1996-2002 yılları arasında Çapa Tıp Fakültesi'nde okudum. Hemen arkasından, beklemeden uzmanlık ihtisasımı 2003'den 2008'e kadar Isparta'da yaptım. Isparta'daki görevim biter bitmez Burdur Kadın Doğum Hastanesi'nde göreve başladım. Devlet Hastanesi ile Kadın Doğum Hastanesi birleşince, devlet hastanesinde anestezi uzmanı olarak çalıştım. Hatta çalıştığım ünitelerde yaşadığım tecrübeler, şuanki görevimde çok işe yaradı. Kadın Doğum Hastanesi'nde çalışırken ağrısız doğum, yeni doğan yoğun bakım gibi yerlerde çeşitli sorumluluklar aldım. Sonra ameliyathanede çeşitli görevler aldım. Bu benim yeni görevimde çok işe yaradı. Buraya geldikten sonra, yeni bina açıldığında cerrahi yoğum bakımın sorumluluğunu aldım. Tıp Fakültesi eğitimim esnasında yurt dışına çıkma imkanım oldu. Arkasından da asistanlık eğitimimim esnasında Almanya'da görev yaptım ve bir süre Almanya'da çalıştım. İstanbul'da özel hastane tecrübem var. Onun dışında devlet hastanelerinde hizmet verdim.
H.T: 25 yaşında gösteriyorsunuz?
U.A: Aslında 32 yaşımdayım. 25 yaşımda gösterdiğimi söylediniz, teşekkür ederim:)
H.T: Röportajdan sonra bir kahve ısmarlarsınız artık:)
U.A: Tabiki.:)
H.T: Sağlık hizmetini ayıran özellikler var; canlılara, insanlara hizmet ediliyor. Buradaki çalışanlar, en yukarıdan en aşağıya kadar, bankaya gelen kişiden, markete gelen müşteriden, tapuya gelen vatandaştan farklı beklentilerle buraya gelindiğinin farkında mı?
U.A: Hastalarımız hassas. Örnek veriyorum; ben bir bebeği ameliyata alıyorum, anestezi veriyorum, uyutuyorum, uyandırıyorum. Küçük bir işlevdeki hata da hayatını kaybedebilme riski var. Biz bunun farkındayız. Zaten bu eğitimi alarak geliyoruz.
H.T: Sizin için böyle yani bir bakıma tıpla alakalı branşlarda eğitim alan sağlık personeli için durum böyle ama bir de destek hizmetleri dediğimiz kesim var ki, onlar tıpla ilgili bir eğitim almadılar. Örneğin; güvenlik görevlisi eğitimi alan kişi hastane de bir fabrikada da işe girebiliyor.
Personelin eğitim düzeyi arttıkça hizmet kalitesi artıyor
U.A: Ben 11 yıl sadece tıpla ilgili eğitim aldım. Yardımcı personelimiz de bu konuyla ilgili bilgilendiriliyor. Fakat siz de kabul edersiniz ki hastanemizde 900 personel var. Bunlardan 650 tanesi kadrolu personel. Kalanı da şirket personeli. Bizim personelimizin eğitim düzeyi arttıkça, verdiği hizmet kalitesi eş oranlı olarak artabiliyor. Bazıları ailesel nedenlerle sinirlidir, gergindir, bunu iş ortamında da belki hastalara güzel yansıtamıyordur. Bununla alakalı hizmet içi eğitimleri çok sık yapıyoruz. Branşım itibariyle hastaların en hassas oldukları ameliyat bölümünde çalıştığım için tecrübe sahibiyim. Bundan bir önceki görevimde başhekim yardımcısıydım.
H.T: Bu hastanede mi?
U.A: Bu hastanede. Başhekim yardımcısı iken görevim servislerden, polikliniklerden, bilgi işlemden sorumlu olmaktı. Yani hastalarla çok temas eden yerlerden sorumluydum. Sadece acilden sorumlu değildim. Biz arkadaşlarımızla devamlı bu konuda görüşmeler yapıyorduk. Hastanemizle ilgili sunu da hizmet kalitesi ile ilgili bir bölüm var, ilk maddesi güler yüz. Güler yüz problemi diye bir şey var. Özellikle tıbbi sekterelerimizde, onlar bu sürecin içinden gelmedikleri için. Örnek veriyorum, hasta bir anda kapıyı çalmadan içeriye girdiği zaman hastaya 'sen ne yapıyorsun' demek yerine -ki bunun tam tersini yapmak için bir iş yükü gerekmiyor- 'beyefendi buraya bu şekilde girmeniz uygun değil, nasıl yardımcı olabilirim?' dediğiniz zaman zaten, o işleyişteki sıkıntılar yüksek oranda çözülüyor. Aslında hepimizin gittiğimiz kurumlardan beklentisi bu. Ama hastalarımız panik halinde olduğu için, 'benim hastam acil, bekleyemez' düşüncesiyle, orada beklediği yarım saat çok uzun geliyor, haklı olarak. Biz o hastaların paniğini anlıyoruz, onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz, zaten sizin de söylediğiniz gibi, genelde hekimde sıkıntı yaşanmıyor.
H.T: Sıkıntıların farkındasınız?
Personelin verdiği hizmet konusunda aksamalar oluyor ama eğitimle aşmaya çalışıyoruz
U.A: Farkındayız. Ama sizde kabul edersiniz, hastanemizde bir sekreter mutlaka değişiyor, devamlı yeni personel alıyoruz, her aldığımız personele aynı eğitimleri vermeye başlıyoruz. Aksamalar olmakla beraber, genel olarak yeterli sayıda personelimiz var -bu da çok önemli- küçük eğitimlerle bu problemi fert fert aşmaya çalışıyoruz.
H.T: 10 yıllık gazeteciliğim süresince ve devlet memurluğumda da kurumlarda bir şey tespit ettim; başhekimsiniz, sağlık müdürüsünüz, tapu müdürüsünüz, milli eğitim müdürüsünüz... Kurallar, yasalar, yönetmelikler, uygulamalar var. Uygulamalardan alınan sonuçlar var. Ben hep kurum müdürlerine şunu sordum; sonuçları alarak bakanlığa görüş belirtebilir misiniz? 'hayır' dediler. Niye? Bir örnek vereceğim; güvenlik görevlileri alıyorsunuz. Şirkete 'ben güvenlik görevlisi alacağım, bana 20 tane güvenlik görevlisi gönder.' diyorsunuz. Bu güvenlik görevlileri hastaneye gelmek için ayrıca eğitimden geçiyorlar mı? Bütün güvenlik görevlileri standart eğitim mi aldı? Bakanlığa böyle bir eleştiri ve öneri de bulunmak ister misiniz?
U.A: Yani.
H.T: Yani tıbbi sekreterler nasıl alınıyorsa, sağlık kurumlarına alınan tıbbi sekreterlerden farklı bir eğitimden, psikolojik testlerden geçmesi söz konusu oluyor mu?
U.A: Tabi siz de bu konuda haklısınız. Ben de sizin söylediğiniz görüşle paralel düşünen biriyim. Biz en neticede hastaya hizmet veren bur kurumuz, vazifemiz bu. Herkes bunu makul kabul eder ki, benim yaptığım uygulamalarda hasta mağduriyetini kaldıran birşey varsa bana yardımcı olunuyor. Siz de şunu kabul edersiniz ki; 10 yıl önce verilen sağlık hizmeti ile şimdiki sağlık hizmeti arasında uçurum var. Bütün süreç hasta bazlı olarak iyileşmeye başladı. Bu bir süreç meselesi. Örnek veriyorum; bir hemşire burada 20 yıldır çalışıyor. Biz bu hemşireyi yeni işe almıyoruz. 21. yılında yeniden sıfırdan bir hemşire olarak ortaya çıkması mümkün değil. Bu konuda iyileştirmelere gitmek için çeşitli eğitimler ve ortamlar sağlıyoruz. Hasta odalarını 4 kişilikten 1 veya 2 kişiliğe düşürüyoruz, servis yemek dağıtım sistemini düzenliyoruz. Bana sorarsanız, şu anda sistemsel anlamda varolan sistemlerden daha ilerideyiz. Mesela; yemek dağıtım sistemimiz güzel, hastaların kaldığı odalarda tuvalet, banyo uygulamaları güzel, hastalara verilen maddi imkanlar güzel. Personel bazına indirgediğiniz zaman ise, diyelim ki gece hastanın serumu bitiyor. Hasta, 'Bizim serumumuz bitti' dediğinde personel 'tamam sen geç yerine ben getiririm' derse, bizim bütün sistemimiz çöküyor. Yani tamamen ferde bağlı uygulama oluyor. Bunun farkındayız. Bunu nasıl sağlayabiliriz; eğitimle ve kontrolle. Hastalardan bize gelen şikayetleri arkadaşlarımızla, birim amirleriyle konuşarak çözmeye çalışıyoruz. Şuanda da bunun aksi durumlarda mevcut. Aynı 112'nin gereksiz meşgul edilmesi gibi, bizi de gereksiz meşgul eden şeyler var ama ne pahasına olursa olsun sizin dediğiniz şeyleri yapıyoruz. İşçi alırken bakanlığa bunu bildirip, kriter koyabilir miyiz? Biz bunu da kendi içimizde çözdük. Hak hukuk yenmemesi adına, işçi alırken İş-Kur'dan kur'a usulüyle eleman alıyoruz. Bu elemanları alırken yasal şartları resmi olarak bildiriyoruz, iş başvuruları oluyor. Her bir iş başvurusu için 3 kişi talep ediyoruz ve o üç kişiyi mülakata alıyoruz. Mülakat sizin dediğiniz bağlamda şöyle; güler yüzlü mü, tatlı dilli mi, bizim dediğimiz şeyleri anlayacak, hastaya uygun müdahalede bulunabilir mi bunlara bakıyoruz. Biz şu anda personel alımı yapmadık. Güvenlikçi alımı yapıyoruz. Pazartesi günü bunun başvurusunu yapıp, eleman alacağız. Ama bu bir süreç meselesi. Balık baştan kokar. Siz de fark ediyorsunuz, mutlaka eskisi gibi değildir hastaya yaklaşımlar. Mutlaka aksaklıklar vardır. Acil serviste yoğun çalışıldığı dönemlerde, hastadan daha çok arıza geldiğinin farkındayız ve bu yoğunluğu azaltmaya çalışıyoruz. Ortam şartlarını sağlıyoruz. Aynı zamanda personelle toplantı yapıyoruz. Eleman alımını da, az önce bahsettiğim şartlarda yapmaya başladık ama bunun yansınması bize ne kadar zaman sonra olur, 900 personel ne kadar uzun süreçten sonra değişir? 15-20 yılı bulur.
H.T: Çok uzun bir süre.
Sağlık çalışanları da halktan saygı bekliyor
U.A: Tabi o personelin değişmesi gerekir. Kriterlerle alınmış personel diyorsunuz ya o insana bağlı birşey. İnsan ne kadar medenileşirse, halk ne kadar medenileşirse, personelde o kadar medenileşir.
H.T: İşte bu anlamda sorunların farkındasınız. Hizmetin üç ayağı var; hizmeti alanlar, hizmeti verenler ve hizmeti yönetenler. Hizmeti yönetenler, bakanlığı bir tarafa koyacak olursak, hizmeti üretenler bir bakıma hizmet içi eğitimden geçiyor. Üçüncü ayak hizmeti alanlar tamam, neler bekledikleri belli. Çalışanlar hastalardan ne bekliyorlar?
U.A: Çalışanda halktan biri, dolayısıyla çalışan da saygı bekliyor. Burada yaşanan çok fazla olay var. Bir hastaya 'burada bekle' dendiğinde, o hasta 'ben beklemem' dediği zaman personelin eli kolu bağlanıyor. Burada küçük bir olay yaşandı,ben anlatayım, siz buradan bir çıkarım yapın; bir bebekten kan alınması için dedesi 1 yaşındaki bebeği getiriyor. Oradaki hemşire bebeğin koluna lastiği takıyor, bakıyor ki damarları çok zor bulunacak, daha tecrübeli bir hemşire arkadaşı çağırıyor, bu esnada diğer hastalar beklemesin diye onları almaya başlıyor. Dedesi de 'sen nasıl olurda bizi bekletirsin, bizim önümüze hastaları alırsın' diyor.
H.T: Peki hemşire bebeğin dedesine açıklama yapıyor mu?
U.A: Hemşire açıklama yapıyor. Dedesi hemşirenin üstüne yürüyor, kızı bebeğin dedesini tutmaya çalışıyor, ona kızıyor, derken olay adli boyuta intikal ediyor ve hemşire hanım şikayetçi oluyor. Kısacası biz de anlayış bekliyoruz. Hemşire, hasta gibi güleryüz ve anlayış bekliyor. Eğer personel işini ihmal ediyorsa, bu bize hızlıca ulaşıyor. Burdur'umuzun küçük olmasının çok güzel bir artısı var; herkes herkese çok kolay ulaşıp, derdini anlatabiliyor. Hasta Hakları Komisyonumuz var oraya ulaşabiliyorlar. Bir telefonla bize başvurabiliyorlar.
H.T: Bimer'e de başvurabiliyorlar.
U.A: Evet, hem Bimer'e, hem internetten ya da telefonla başvurabiliyorlar. Savcılığa, valiliğe, sağlık müdürlüğüne direkt ulaşabiliyorlar.
H.T: Hasta Haklarına başvuru nasıl olacak?
U.A: Vatandaşımız, burada Hasta Hakları birimimize direkt gelerek, çayını içip dilekçesini doldurabiliyor veya işleyişle alakalı bilgi de alabiliyor. 'Ben böyle bir uygulamaya maruz kaldım, bu doğru mudur yoksa yanlış mıdır' diye sorup öğrenebiliyor.
H.T: Yani Hasta Hakları sadece şikayet yeri değil, aynı zamanda yardım alınan bir birim, çok güzel.
U.A: Tabi. Hastalarımız bazen bir bilgiyi yanlış duyabiliyor ya da yanlış bilgilenebiliyor. Bilgilerin doğrusunu hasta haklarından öğrenebiliyorlar. Mesela bağlı bulunduğu sağlık güvencesi neleri öder, neleri ödemez bunu öğrenebiliyorlar.
H.T: Peki hastanemizde ilgili genel bilgi alabilir miyiz? Daha önce sizinle konuşmuştuk, Isparta'ya hasta neden gidiyor diye. Mesela hastanenizde artık olağanüstü başarıyla estetik burun ameliyatları yapan bir doktorunuz var. Farklı olan yanlarımız neler?
U.A: Hastanemiz gittikçe büyüyor ve bu büyüme hızına ben de şaşırıyorum. Çünkü uzman sayımız artıyor, kadro yenileniyor. Daha yenilikçi ve fikir üreten hekimlerimiz artıyor. Beyin cerrahiye yeni doktorumuzun gelmesiyle işlem sayımızda bir artış oldu. Şu anda dördüncü beyin cerrahımız da geliyor.
H.T: Burada bir şey söylemek istiyorum, neden 2. bir kafa ameliyatı seti almıyorsunuz? Bir tek kafa seti var bildiğim kadarıyla ve ikinci bir vaka geldiğinde, ortalama 1,5 saatlik bir sterilizasyon süresi beklenecek.
U.A: Bir kafa seti 200 bin TL. Bu talepler bize geliyor ve bütçe dahilinde alıyoruz. Mesela radyoloji bölümünde yılda 25 bin ultrason çekiliyor. Bu sadece iki ultrasonla yapılıyor ve o bölümde çalışanlar haklı olarak, 'benim 12.500 ultrason çektiğim ultrason cihazı yeterli kapatisetede değil' diyor. Ben yeni bir başhekim olarak, hiçbir beklentim de olmadan bu yenilikleri yapmaya çalışıyorum. Ankara'ya giderek bir cihaz talep ettim. Bir tanesini ben, bir tanesini Ankara alırsa, bir tanesini bağışla alırsak diye uğraşıyorum. Şu anda yeni bir ultrason cihazı geldi. Ameliyathanede dediğiniz işlemlerde kullanılmak için bir cihazın bakanlıkla pazarlığını yaptık, aldık. Bizim hastanemizde yeni başlatmış olduğumuz uygulamalar var. En başta dijital röntgen uygulaması. Tahmini maliteyi 350-450 bin TL arasında.
Dijital röntgen sistemiyle hizmette çok büyük kolaylık!
H.T: Diğer uygulamadan farkı ne?
U.A: Sizin dijital fotoğraf makinalarınız eskiden filme çekim yapıyordu, şuanda dijital ortamda çekim yapıyorsunuz. Biz de aynı yöntemle verileri dijital ortamda alacağız. Banyo derdi yok, işlem süresi çok kısalıyor. Doktor filmi getirin demiyor, direkt bilgisayardan sonuçları görebiliyor. Diyelim ki siz polikliniğe üç ay sonra geldiniz, 'sizin eski filminiz nerede, kayıp mı oldu, daha önce gelmiş miydiniz?' demeden, TC kimlik numaranızı girerek, tüm eski filmlerinizi görebiliyorsunuz. Buradan sizi bir yere sevk ediyoruz, ya da ileri bir tedavi için bir hastaneye gittiğinizde, buradaki online ortamdan sizinle ilgili tüm sonuçlara ulaşabiliyorlar. Elinizde film taşımak zorunda kalmıyorsunuz. Filmlerde küçük baskı oluyor. Dijital ortamda sağa tıklayıp kemiği göster dediğinizde sadece kemiğe odaklanabiliyor veya yumuşak dokuyu göster dediğinizde diğer yumuşak dokuları gösterebiliyor. Benim açımdan da önemli, yıllık 120 bin liralık röntgen masrafından kurtuluyoruz. 350 bin lira harcıyoruz ama üç yıllık masrafı çıkarıyor.
H.T: Herşeyiyle sizi rahatlatan bir sistem olacak?
U.A: Evet. Teknoloji hastalara hizmet etttikçe güzeldir.
H.T: Başka neler var?
U.A: Sağlık Bakanlığı avuç içi ile sisteme girme, işlem yapma uygulaması başlatıyor. Bundan önce nüfus cüzdanına çip takılması konusu vardı. Biz bunu daha erken, bu yılın ortalarına doğru kullanmaya başlayacağız, öyle planlıyoruz. 2012 Haziran ayında kullanıyor olmasını istiyoruz. Her polikliniğin önünde bir tane kart okuyucu gibi sistem olacak. Hasta gerek nüfus cüzdanıyla, gerek hastanın kendi isteğiyle bizden talep edebileceği kartlarla, kartını okutup sıra alabilecek.
H.T: Zaten mesai kontrolünde buna benzer bir uygulanız var. Personelin dijital okuyucu ile mesai kontrolü yapılıyor.
U.A: Mesai saatlerinin tüm hastalara uygulandığını düşünün. Kartınızı okuttuğunuz zaman, hiç sevk girişte beklemeden, sıra almadan polikliniğin önünde sıranızı alabileceksiniz. Bizim işleyimizle alakalı gelişmeler var; hastaneyle ilgili bütün dosyaların arvişe alınmasıyla, bilgilere hızlı ulaşım sağlanacak, dijital ortama geçilecek. Bu uygulama da bu sene başlayacak.
H.T: Bu hastane de 40 yıldır, göz yığılması randevuları, ultrasonlara, tomografilere verilen uzun günler var. Anladığım kadarıyla bunlar çözülecek. Peki göz polikliniğindeki yenilikler neler?
U.A: Göz de 2011 senesi en mutlu senemizdi. Göz polikliniğinde cihaz yetersizliği ve hekim sayısının az olmasından dolayı, hekim arkadaşlar hastaları farklı kliniklere yönlendiriyorlardı ya da uzun kuyruklar oluşuyordu. Son bir sene de göz polikliniğine, 5 ayrı cihaz alındı. Şimdi hastalarımızın %99'unun hiçbir başka yere gitmesine gerek yok. Hastalarımız çok kaliteli hizmet alabiliyor. Ankara'dan gelen iki doktrumuz var. Gerçekten çok iyi hizmet üretiyorlar. Hastalarımız da buna hemen karşılık verdiler. Günlük 30'a kadar düşmüş olan poliklinik sayısı, geçen ay 80'nin üzerindeydi, bu ay 100'e yaklaştı. Biz artık randevusuz çalışıyoruz.
H.T: Yani bilfiil çalışılabiliyor.
U.A: Evet. Hastalarımız MHRS'den randevu aldıkları zaman , o sistemin bir kapasitesi var.
H.T: MHRS nedir?
U.A: 182'den randevu alma sistemi. Şu anda internetten de randevu alma sistemini açtık. Bu randevu sisteminde, hastalara belli bir sayı veriliyor. Mesela günde 20 hastayla sınırlandırılıyor. Oradan randevu alırlarsa, sıra varmış gibi anlaşılabilir. Ama hayır, hastanemize gelen hastalarımız, aynı gün içerisinde muayene olup gidiyorlar. Ben de tecrübe ediyorum bunu, bir sıkıntı yok.
Ultrasonda uzun randevu dönemi bitti, tomografide randevu da yok!
H.T: Peki ultrason da bir sıkıntı var mı?
U.A: Vardı. Bugün yeni cihazımız geldi. Ultrasondaki ana sıkıntımız; 80 bine yakın nüfusu olan Burdur'da, yılda 25 binin üzerinde ultrason çekiyoruz. Sayı ve ihtiyaç fazla. Bunu Isparta'ya, üniversiteye vurduğumuz zaman bizden yarımızdan az ultrason çekiyorlar. Talep fazla olduğu için bir yığılma olmuş ve bunun üzerine gittik ve yeni ultrason cihazı aldık. Kardiyolojiye yeni eko ultrason alındı. Radyolojiye de yeni, daha ileri teknik bir cihaz alındı. Burada varolan küçük bir sıra var. O sırayı da eritmeye çalışıyoruz.
H.T: O süre ortalama ne kadar?
U.A: Şu anda 20 bin civarında bir sıra var. Ben arkadaşlardan geç zamanlara kadar çalışmalarını rica edip, bunu düşürmeye çalışıyorum. Aynı şeyi emarda da yaptık. Emarda üç ay gibi bir süreyle başlamakla beraber, 7 günde ritim düşürdük. Arkadaşlarımız, gece 20.00'ye kadar çekim yapıyorlar. Bizim emarımız, bölgemizin en kaliteli, en çok çözünürlüğünü olan cihazı. Emar cihazının çekim sıklığını yüksek tutarak verdiğimiz kalite çok yüksek. Bir özel merkezde 15 dakikada çekilen beyin emarını biz 45 dakikada çekiyoruz. Hasta nereye giderse gitsin, gidilen merkezlerden bize teşekkür geliyor. Biz hem kaliteden ödün vermedik, hem de akşam 20.00'ye kadar arkadaşlar fedakarlık yaparak çekim yapıyorlar. Randevuları gittikçe kısaltıyoruz. İnşallah hiç randevusuz çalışma imkanına sahip oluruz.
H.T: Çok güzel gelişmeler bunlar. Tomografiden de biraz bahsedebilir misiniz?
U.A: Tomografide artık randevu alınmıyor. Bir gün sonra hemen çekim yapabiliyoruz. Tomografi, bölgemizin en kaliteli 3. cihazı. Bir hasta kaza geçirdiği zaman beyinden ayak tırnağına kadar, yaklaşık 15 saniyede çekim yapabilecek özelliğe sahip. Hızlı çekim dediğimiz modları var. Emarımıza geçen hafta yazılım yüklemesi yaptırdık. O yazılım sayesinde, -bunu basında ilk kez size söylemiş oluyorum- yakında preferik anjiyo grafiği dediğimiz sistemi kendi emarımıza yükledik, bu özellik sayesinde hastalarımıza çok ileri teknikte emar uygulamalarını yapabiliyoruz. Yüksek teknik imkanlara sahip üniversitelerde yapılabilen uygulamaları hastanemizde yapabiliyoruz. Yakın çevremizde yapılamıyor. Ben şunu diyorum; Burdur bir eğitim kendi, bunu herkes kabul ediyor. Biz sağlık müdürümüzle de çok sık bu konuda görüşüyoruz; Burdur neden bir sağlık kenti olmasın? Neden sağlıkta Türkiye'de ilk ikiye üçe girmesin. Neden sağlıkta bazı uygulamaları ilk yapan il biz olmayalım? Bununla alakalı bir kaç girişimimiz var. Bunlardan bir tanesi bölgemizde fizik tedavi merkezi oluşturma.
H.T: Bu ne zaman için planlanıyor?
U.A: Bu merkez şu an çevre illerimizde yok. Şu anda hastalarımızın çoğunu Ankara'ya gönderiyoruz. Biraz çalışmalar neticelensin o zaman daha detaylı bilgi veririm, şimdi yanlış bilgilendirmek istemiyorum. Yakın zaman için Burdur'a bir fizik tedavi merkezi ve ruh sağlığı merkezi kazandırmak üzereyiz.
H.T: Bu çok önemli.
U.A: Evde bakım hizmetleri de hastalarımız için önemli. Evde bakım hizletlerini aktifledik, her geçen gün ekip sayısını artırdık. Takipsiz hasta kalmasın çabası içerisindeyiz. Yeni oturan sistemde biz en önde olmak istiyoruz. En önemli örneğimiz Denizli ki Denizli bu konuda ilk sırada. Bu hizmette de hızla ilerliyoruz. Yakında ruh sağlığı merkezi ile psikiyatri hastalarına bakım yapıp, kaliteli hizmet verebileceğimiz iş uğraş, tedavileri merkezi oluşturmak üzereyiz.
H.T: Mükemmel.
U.A: Fizik tedavi merkezi oluşturarak çevre illere hizmet verecek kapasitede bir merkez yapıp, önce Burdurlu, özürlü, ameliyat olmuş vatandaşlarımıza en üst seviyede hizmet vermek istiyoruz. Şu an çalışmalar başladı. Neticilerini zaman içerisinde göreceğiz.
H.T: Evde sağlık hizmeti almak için koşullar nasıl olmalı ve nasıl başvuru yapılabilir? Sağlık Müdürlüğü bunu iyi işliyor fakat biz de katkı sağlayalım. İkinicisi; anesteziyi çok kısacık geçtik ama özetleyebilir miyiz?
Evde sağlık hizmeti için hastane telefonlarından bize ulaşmaları yeterli!
U.A: Hastanemizin telefon numaralarından evde sağlık hizmeti için bize ulaşabilirler. Burdur genelinde ilanlar yapacağız. Evde sağlık hizmeti için il merkezinden ya da ilçelerden 233.13.34 no'lu telefonu arayarak bize başvurabilirler. Oraya kayıtları bir kere alındıktan sonra, biz kendilerini önceden ziyaret ederek, sonra telefonla arayarak ulaşıyoruz. Günlük sıkıntıları için direkt hizmet alabiliyorlar.
Anestezi ile ilgili; anestezi uygulama sistemimiz çok kaliteli ve yeterli. Cerrahi yoğun bakıma anestezi uzmanları sahip çıktılar. Şu anda bölgemizde çok üst seviyede hizmet veren bir cerrahi yoğun bakımımız var. 4 tane cihaz olması gerekirken 11 yatağın hepsinde aynı kalitede cihazlarımız var. Her hastanın başında monitör, solunum cihazları var. Çok nitelikli bir yoğun bakımımız var. Üçüncüsü; anestezi uzmanı eşliğinde endoskopi uygulamaları var. Hasta hastanemize başvurduğunda 10 dakika içinde hizmet alıyor. Hiç bir ağrı, acı hissetmeden hizmet alıyor.
H.T: Lokal anestezi mi?
U.A: Hayır, genel anestezi ama hasta, 10 dakika sonra hastaneden çıkıp gidebilir. Arkadaşlarımızdan bu konuda fedakarlık istedik. Kullandığımız anestezik maddeler farklı olduğundan, hasta ameliyat sonrası gidip günlük rutin işlerini yapabiliyor. Ameliyat sonrası burada yatması gerekmiyor. Randevusuz çalışıyoruz. Bilgisayarla mide ve bağırsağa bakma işlemini, ağrısız, sızısız yapıyoruz. Bölgemizde tek. Son olarak hastanemizde ağrısız doğum hizmeti veriyoruz. Ağrısız doğumda Isparta'nın önündeyiz. Normal doğum için gelen hastalara taktığımız bir aletle, doğum sırasındaki ağrıları azaltarak normal doğumu kolay hale getirebiliyoruz.
Ağrısız doğumla sezeryanle doğum taleplerini minimuma indiriyoruz!
H.T: Sezeryan doğumun önüne de geçiyorsunuz sanırım?
U.A: Sezeryanın önüne geçmeyi başardık. Sezeryan doğumu %60'lardan %30'lara indirdik. Türkiye ortalamalarının altına iniyoruz. Hastalara biz kolaylık sağlayalım, onlar kararı versinler.
H.T: Randevu sistemini de biraz vurgulayalım. 182 yeniden devreye girdi. Sizde yeni olan şey; internet üzerinden randevu alınmaya başlandı değil mi?
U.A: Her durumda merkezi olarak kullanılabilen sistemde zaman zaman ufak aksaklıklar olabiliyor.
H.T: 182 hattından ücret alınıyor mu?
U.A: Bakanlık gereksiz aramaların önüne geçmek için ücret alıyor. Bu sistemin tek sıkıntılı tarafı var; bir doktor rahatsızlandığında veya başka bir yerde görevlendirildiğinde değişiklikleri bildirsek bile, hastalarımızın geri bilgilendirilmesinde bazı aksaklıklar olduğunu duyuyoruz. Bize başvuran bir hastayı, eğer ilgili branş hekimimiz yoksa, aynı branşın diğer hekimlerine yönlendirip mağduriyeti ortadan kaldırıyoruz. Bu uygulamayı, hastanemiz sitesi üzerinden yapıyoruz, bu aksaklıkların önüne geçmek amacıyla. Hastalarımız, internet sistemi üzerinden başvurduklarında, biz durumdan erken haberdar oluyoruz. Hataların oluşmasını engelleyebiliyoruz. Hastanemize internet sitemiz üzerinden MHRS başvurusu yapabilirler.
H.T: Biz son olarak Burdur'a, okuyucularımıza, hastalarımıza mesajınız varsa onu alalım.
U.A: Biz Burdur Devlet Hastanesi çalışanları olarak, hizmet kalitemizi artırmak için çok ciddi çabalar sarfediyoruz. Lazerle varis ameliyatından, çok ileri, teknik plastik cerrahi ameliyatına kadar, anestezi altında endoskobi uygulamalarından ileri teknik göz ameliyatlarına, ileri teknik radyoloji uygulamalarına kadar hizmetlerimizi artırıyoruz. Yakın zamanda vatandaşlarımız kendileri görecekler; acil serviste, laboratuvar, röntgen ve kan alma bölümünün önünde bazı dizayn düzenlemeleri ile hastalarımızın mağduriyetlerini gittikçe ortadan kaldıracağız. Daha kaliteli hizmet vermek istiyoruz. İnsanlarımızdan ricamız; Burdur'u bir sağlık kenti yapalım. Hastalarımız, farklı yerlerden değil, Burdur Devlet Hastanesi'nden hizmet almayı tercih etsinler.
H.T: Röportaj için çok teşekkür ediyoruz.
U.A: Ben teşekkür ederim.
Kayıt Döküm ve Fotoğraf: Hacer Zeren












