Hasan Türkel: Sayın Başkan, Uzun Çarşı da sokak sağlıklaştırması ile neyi amaçlıyoruz?
Sebahattin Akkaya: Yukarı Pazarı, yani Ulu Cami ve çevresini kentsel sit alanı olarak bir bütün halinde düşünüyor ve değerlendiriyoruz. Bu konuda 8 yıldır yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Öncelikle buranın kentsel ticari sit alan olarak 1/5.000'lik imar planını hazırladık ve şu anda o kesinleşti. Hemen bunun arkasından önce Ulu Cami çevresindeki sokak sağlıklaştırmasını tamamladık, ondan sonra 1. ve 2. Yağ Pazarı, Ulu Cami Caddesi ve Ot Pazarı Caddesindeki ticari sahanın sokak sağlıklaştırması ve restorasyon çalışmaları tamamlandı, ikinci etap olarak. Üçüncü olarak şehir kulübünü 49 yıllığına Vakıflar Genel Müdürlüğünden kiraladık ve hemen rölevelerini yaptırdık. Kuruldan geçirdik. Bildiğiniz restorasyon çalışmaları yavaş yavaş devam ediyor. Dördüncü etap olarakta; Uzun Çarşı sokak sağlıklaştırması ve restorasyon çalışmaları şuanda başlamış durumdayız.
H. T.: Sayın başkan Uzun Çarşı da restorasyon alanı ne kadar bir bölümde yapılacak, kaç metre tutacak?
Restorasyon çalışması pahalı ve zorlu bir uğraş
S.A.: Yaklaşık 700 metre. Eski vergi dairesinin bulunduğu yerden Tabak Hamamına kadar, tüm Uzun Çarşıyı kapsayan bir çalışma oluyor. Bunları madden düşündüğümüz zaman, vatandaşlarımızdan, esnafımızdan, mülk sahiplerinden birşey istemeden öz kaynaklarımızdan yapıyoruz. Restorasyon işleri çok pahalı işler, yeni bina yapmaktan çok daha pahalı. Peki bu zahmeti niye çekiyoruz? Sadece maddi olarak düşünmemek lazım. Bunların projelerinin yapılması, koruma kurulu onatılması bayağı bürokratik işlemler gerektiren ve zaman alan zorlu bir uğraş. Mesela şehir kulübünün restorasyonu yaklaşık 250 bin TL. Daha önce yaptığımız 1.ve 2. Yağ Pazarı ve çevresi aşağı yukarı 450 bin TL. Uzun Çarşı sokak sağlıklaştırması başlayan iş 1.200.bin TL gibi bir para. Piribaşlarevi çevresiyle beraber, genişlettik çalışmaları, orası bir konak oldu, güzel ve örnek bir çalışma oldu, oraya yaklaşık 700 bin TL masrafımız oldu. Onun yanında 250 yıllık Derviş Mehmet Paşya Kütüphanesini yeriyle beraber aldık ve adeta yeni baştan yapıyoruz. Zaten oranın mimarisi müze binasının mimarisi. Dolayısıyla çok güzel özgün kültür varlığını yeniden ihya etmeye çalışıyoruz. Oranın restorasyonu da yaklaşık 250 bin TL.
H.T: Sokak sağlıklaştırması yapılan yerlerde, orjinal haliyle, kaldırımıyla, yol döşemesiyle, cephesiyle tarihteki asıl haline döndürülmeye çalışılacak. Bunda amaç ne? Eskiye göre daha temiz daha çekici olacak. Yani esnafa ben bunu yapıyorum, sen buna karşılık şunu yapacaksın denmeyecek. Orjinal halinin dışında eklentiler ne olacak? Esnaf bu konuda bir rahatsızlık duyuyormu acaba?
Tarihi yapı korunsaydı Burdur'da Safranbolu gibi olurdu
S.A: Hayır. Neden bu kadar zahmete, masrafa girdiğimizi de açıklayayım; burası Ulu Cami ve çevresi 700 yıllık geçmişe sahip. Bu tarihi ve kültürel yapılar bir şehrin ruhu. Bu ruhu yeniden canlandırmamız gerekiyor. Artık bütün Anadolu şehirleri, tarihe kültüre döndüler. Safranbolu'ya bakınız. Bundan 10 yıl önce söyledim; Burdur'daki tarihi ve kültürel yapılar korunsaydı bir Safranbolu, Beypazarı olurdu demiştim. Safranbolu'ya insanlar akıyor ve siz orada gezerken kendinizi tarihin derinliklerinde hissediyorsunuz. Ticaret canlanıyor, insanların dikkati orada oluyor. Eskişehir'de odun pazarı evleri var. Artık Anadolu şehirleri Tarihi Kentler Birliğinin de verdiği hızla bu yöne çevrilmiş durumdalar. Biz de bu yoğun çalışmaların içinde olmalıyız. Çünkü Burdur'da tarih, kültür var. Bu tarihi, kültürü canlandırmak mecburiyetindeyiz. Bunu yaparsak, buraların değeri gelecek. Yeter ki bu alt yapıyı hazırlayalım. Bununla kalmadık. Yukarı Pazardaki insan sirkülasyonunu sağlayabilmek için belediyeyi buraya getirdik ve bu binada ciddi çalışmalar yaptık. Hala çalışmalar sürüyor. Merkez binada birkaç tane birim kaldı. Belediye birimlerinin tamamı burada olacak. Burada 200'e yakın çalışan var. Akşama kadar 800-1000 kişi geliyor, gidiyor. Bu bizim Yukarı Pazara verdiğimiz önemden kaynaklanan bir durum. Biz buraları iyi olsun diye yapıyoruz, kötü olsun diye yapmıyoruz. Gelelim Uzun Çarşıdaki çalışmalar başladı. Esnafın sıkıntısı; biz işimize göre vitrinlerin olmasını istiyoruz diyorlar. Onların sadece istedikleri bu. Bizim vitrinimiz işimize uygun olsun. Koruma Kurulunu bizzat kendim davet ettim. Burada o ayki toplantıyı belediyemizde yaptılar. Ben Uzun Çarşı restorasyonu görüşülürken girdim ve buradaki hassasiyeti anlattım. Biz burada birşeyler yapmaya çalışıyoruz. Bizim ölçümüzde bir belediyenin bu işleri yapması kolay değil. Çok belediyeböyle işlere giremez. İster ama giremez. Biz burayı çok önemli gördüğümüz için bu işi yapmak istiyoruz. Ama yaparken de bizi esnafla karşı karşıya getirmeyin. Şu vitrinlerde bir esneklik olsun. Yani esnafın esnafların isteklerini gözeterek. Şu anki vitrinler, çerçevelerin böyle olmasını istemiyor esnaf. Tama cam olsun istiyor. Bunları lütfen yapalım, bizim de isteğimiz gelsin. Biz bir taraftan bunları yapmaya çalışırken, bir taraftan esnafla karşı karşıya geliyoruz diye ısrarla söylememe rağmen kabul ettiremedik. Bunların resimleri çok önceden çekilmiş, bunun özgün hali budur, böyle olmak durumundadır dediler ve ben sinirlendim çıktım.
Projenin mimarını esnaflarla görüştürüp uzlaşma sağlayacağız
H.T: Sonrasında ne oldu sayın başkan?
S.A: Şimdi esnafımız bu konuda 'bizim vitrinlerimize dokunmayın, kaldırımı, cephesini yapın' diyor. Bu son günler yoğun bir şeye vardı. Bunun üzerine bize dilekçeler geldi esnaftan yapılmasın diye. Yapılmasın olmaz. Bunun ortak noktasını bulmak zorundayız. Bir takım konularda esnafa da hak veriyorum. Buraya geldiler. Bize 'başkanım bir ortak nokta bulalım, bu iş olsun' demeliler. 'Bu iş olmaz' denmemeli. Ama esnaf arkadaşlarımız buraya geldiler. Beni anladıklarını zannediyorum. Vitrinler konusunda yeni bir düzenleme yapalım dedik. Bu projeyi yapan mimarı çağıralım. Buradan görevli arkadaşlarla, mimarı uzun çarşı da şöyle bir dolaştıracağız, esnaf ne istiyor bakacaklar. Daha önceden kontrolsüz bir şekilde, hiç kimse müdahale etmemiş. Kimi esnaf mermer yapmış, güzel şeylerde yapmışlar. Şimdi siz onları sökeceksiniz. Esnaf bunu istemiyor. Ben de bu konuda rahat değilim, onun için hemen talimatı verdim. Önümüzdeki hafta içerisinde mimar gelecek, istekleri alacak, onlarla da tekrar görüşüp bir ortak nokta bulacağız ve bunu koruma kuruluna götürüp, orada gerekli düzenleme nasıl yapılır bir yoluna bakacağız. Bu işten vazgeçmek olmaz. Zaten bunu ihale etmişiz. İş başladı. Nasıl esnafımızı memnun edebiliriz bunun çabası içerisinde olacağız.
H.T: Efendim iki örnek var, hemen karşınızda eskiden han ve tuvaletler olarak bulunan bir mezbelelik vardı. Onyıllarca bir utanç tablosu gibi orada durdu. Şimdi restore edildikten sonra önüne küçük bir yeşil alan yaptınız. Esnaflara bedava verseniz kimse girmezdi o dükkanlara, ama şimdi kiralıyorlar. Çünkü çökmüş haldeydi. Oraya bir hareketlilik geldi. Kaleiçi benim çocukluğumda mezbelelikti, yıkıntıydı, Türkiye'nin en gözde ticaret merkezi şimdi orası. Orjinal hale getirildiği için, dünyanın gözdesi oldu.Uzun Çarşıdaki dokuda, anladığım kadarıyla ne kadar orjinal hale getirilirse, tarihi değeri o kadar fazla olacak. Gelirken resim çekiyorduk, Uzun Çarşı da. Bir esnaf niye resim çekiyorsunuz dedi. Haber yapmak için dedik. Sokak sağlıklaştırmasını siz istiyor musunuz diye sordu, evet istiyoruz dedik. Biz istemiyoruz dedi. Biz 30 esnaf buna karşıyız dedi. Daha önce restorasyon yapılan bölümlerde esnaf, soba yakamıyoruz, baca yeri koyulmadı tarzında şikayetler dile getirmişlerdi. Uzun Çarşı restorasyonunda bu hassasiyetler dikkate alınacak mı?
Restorasyonla Uzun Çarşı Yağ Pazarı gibi güzel hale gelecek
S.A: Tabiki alınacak. Bakınız bana gelen esnaf arkadaşlara söyledim, bunlar söylentidir. Bakın şu karşımızdaki bütün dükkanlarda klima ve baca var. Önemli olan görüntüyü bozmamak.
H.T: Peki restorasyon yapılan yerlerdeki sıkıntılar size nasıl aksettirildi? 1. ve 2. Yağ Pazarı ve diğer yerlerde?
S.A: Oralarda tabi dükkanların önü soyuldu. Çıkıntılar vs. filan.Yağmur serpme gibi şeyler oldu. Bunlar izole edilebilir. Eğer önüne siper yapılacaksa, ne yapılacağı belli. Hani kolla çeviriyorsun, bez, sonra onu çevirmek suretiyle rule şeklinde yapılabilecek, engel değil. Onlar sonradan olacak bir takım şeyler. Isınma mahsuru yok. Burada fırın var, bacası tütüyor. Kimsenin bunlara birşey denilmiyor. Tabi öyle inanıyorum; şu yaptığımız yerlerdeki görüntüler Uzun Çarşı da olsa ne kadar güzel olur. Bir taraftanda dükkanların kemer kısımları kazıldı, sağlamlaştırılıyor, sıvanıyor, çok güzel kaldırımlar yapılacak.
H.T: Kaldırımlar gayrinizami bir şekilde yapılmış, oralar değişecek mi?
S.A: Tabi değişecek.
H.T: Peki zemin döşemesi tarihi dokuya uygun olacak mı?
S.A: Zemin döşemesi kilitli taşlar kalacak.
H.T: Dükkanların üstünü kapama konusu gündemde değil artık değil mi?
S.A: Uzun Çarşıda yapılar tek kat değil. Uzun Çarşıda, 3-4 katlı, 2 katlı, tek katlı binalar var. Tek kat binanın yanındaki bina yüksek. Bu yüzden üzerinin kapanması çok zor.
H.T: Renklendirme olmayacak değil mi, orjinal renkleri neyse o olacak değil mi Sayın Başkan?
S.A: Aynen.
H.T: Eksik olan çerçeveler ahşap olacak herhalde?
S.A: Tabi, projede öyle. Vitrinler konusunda çalışma yapacağız ve ben orada esnaf için ne yapılması gerekiyorsa onu yapacağım.
H.T: Beypazarında eskiye nazaran ticaret arttı, pansiyonculuk gelişti, şenlikler düzenleniyor ve artık Türk insanı tatil deyince yalnız denizi kumu düşünmüyor artık. Bu tür yerlere,tatilciler çoluğu çocuğu ile gidiyor, pansiyonda kalıyor, çarşısını geziyor. Esnaflardan bir komisyon oluşturup, Beypazarına gezi düzenlemeyi düşünür müsünüz?
S.A: Olabilir, niye olmasın? Teklif ederiz, gideriz.
H.T: Röportaj için teşekkür ederiz sayın başkan.
S.A: Ben teşekkür ederim.












