IMKB100 59.738
Değişim: %0,12 |
ALTIN 100,17
Değişim: %-0,34 |
USD 1,7610
Değişim: %-1,32 |
EUR 2,3710
Değişim: %-7,18 |
GBP 2,8014
Değişim: %-4,75 |
Son Güncelleme: 2012-02-26 16:05:28
|






![]() | Bugün | 5415 |
![]() | Dün | 8157 |
![]() | Bu Hafta | 13572 |
![]() | Geçen Hafta | 54864 |
![]() | Bu Ay | 200917 |
![]() | Geçen Ay | 186321 |
![]() | Toplam | 512683 |
İranlı astronom, bilim adamı, şair, bilgin ve filozoftur. Asıl adı Giyaseddin Ebu'l Feth Bin İbrahim El Hayyam' dır.
Dünya çapında fotoğraf sanatçımız Ara Güler'in yakın dostu olan Fotoğraf Sanatçısı Şakir Eczacıbaşı, işadamlığının yanında, çektiği fotoğraflar ile düzenlediği sanat etkinlikleri organizasyonlarıyla da tanınır.
Şakir Eczacıbaşı, vefatına kadar hemen hemen tüm sanat etkinliklerine ve sanatçılara destek olmuş, sponsorluk yapmış, bir anlamda sanatı ve sanatçıyı, kendi imkanlarıyla koruma altına almıştır.
İstanbul'un eski eserlerinin ve bazı vakıfların korunması konularında, yoğun bir emek ve çaba sarfetmiştir. Sanata verdiği önem ve destek için saygıyla anıyoruz.
* * * *
1. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Fotoğrafa nasıl başladınız?
Ben Londra'da Eczacılık okudum. 1953'te Vatan'ın Sanat Yaprağı'nda editörlük yaparak iş yaşamına atıldım ve birkaç yıl sonra da Eczacıbaşı topluluğuna katıldım. Fotoğrafa, dostum Ara Güler'le yaptığım bir tartışma sonucunda başladım. 1950 yılının sonlarında, yayımlamakta olduğum Tıpta Yenilikler dergisi için Ara'dan bazı fotoğraflar çekmesini istemiştim. Getirdiği fotoğraflar üstüne eleştirilerde bulunduğumda Ara, "Bu kadar çok biliyorsan, git kendin çek!" demişti. Ertesi gün bir Leica fotoğraf makinesi satın alıp fotoğrafın peşine düşmüştüm.
2. Fotoğraf sizin için ne ifade ediyor?
Fotoğraf, öteki sanatlarda da olduğu gibi, insanların içinde biriken duyguları, görüntüleri dışa dökmek, başkalarıyla paylaşmak amacıyla çekilir.
3. Şakir Eczacıbaşı'nın işadamı kimliği ile sanatçı kimliği birbirleriyle nasıl anlaşıyorlar? Araları iyi mi, yoksa sık sık birbirlerine ters düştükleri olur mu?
Sanatçı kimliğim genellikle işadamı kimliğimi destekledi. İnsanlara ve sorunlara daha insancıl bir biçimde yaklaşmamı sağladı. Bernard Shaw, "Sanat var olmasaydı, gerçeğin kabalığı katlanılmaz kılardı dünyayı" der.
4. Sinema, belgesel, kitap, derleme, fotoğraf ve İKSV... Bunların hepsine birden nasıl vakit ayırabiliyorsunuz?
Bu hep sorulan bir sorudur, ama insanlar vakitlerini ekonomik kullanırlarsa işleri dışında da bazı konularda çalışabilir, yaratıcılık gerektiren işlerle uğraşabilirler. Özellikle fotoğraf buna çok olanak verir. Bir görüntüden aynı biçimde etkilenmiş bir fotoğrafçıyla bir ressamın yapıtının ortaya çıkması çok farklı süreler gerektirir. Fotoğrafçı bir anda çektiği resmi hemen bastırabilir, oysa bir ressam resmini ortaya çıkarmak için haftalar, hatta aylarca uğraşabilir.
5. Fotoğraf yapmasaydınız hangi sanat dalında ilerlemek isterdiniz? Biliyoruz ki sanatsız yaşayamaz-sınız...
Fotoğrafçı olmasaydım sanıyorum yazar olup romanlar, öyküler yazmak isterdim.
6. Fotoğrafta özellikle vazgeçemediğiniz bir üslup ve konu var mı? Fotoğraf tarzınızı nasıl tanımlarsınız?
İlk günlerden bu yana fotoğraflarımı hep sokaklarda çektim. Çarşılar, pazarlar, sokaklar, evler, araçlar, insan ve doğa parçaları belirli bir "izlenimci" yaklaşımla görüntü dünyama girdiler. Çektiğim görüntülerde dünden bugüne özde bir değişiklik olduğunu sanmıyorum. Bununla birlikte, 1980'lere doğru fotoğraflarımda çizgiler yumuşarken, nesneler keskin olmaktan çıktılar. Renk ve ışık ilişkisinden doğan dinamizm ya da hareketlilik, resimlerimde asıl anlatılmak isteneni vurgular oldu. Böylece, donup kalmış biçimleri aşarak sürekli değişim durumundaki yaşamı ve duyarlılığı yansıtan görüntüler çıktı ortaya...
7. Ülkemizdeki fotoğraf dünyasını üretkenlik bakımından nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye'de ondokuzuncu yüzyılın ortalarında parlak bir dönemle başlayan fotoğrafçılık, yirminci yüzyılın başlarında bir duraklamaya girmiş, 1950'lerden sonra gençlerin çalışmalarıyla yeniden canlanmıştır. O yıllardan bu yana Türk fotoğrafçılarının sayısı hızlı bir artış göstermiştir.
8. Türkiye'deki fotoğraf camiasıyla ilişkileriniz nasıl? Sık sık fotoğrafçılarla bir araya gelip fotoğraf üzerine konuştuğunuz olur mu?
İşlerimin yoğunluğu nedeniyle fotoğrafçı arkadaşlarla sık sık bir araya gelemiyoruz. En çok gördüğüm dostum Ara Güler...
9. Bugün artık üniversitelerde fotoğraf bölüm başkanlıkları bulunmakta, üniversitelerde fotoğraf bölüm başkanlıkları olmasa bile seçmeli ders olarak fotoğraf dersleri alınabilmekte. Orta öğretim üzeyinde dahi güzel sanatlar bölümleri bulunmakta. Bu koşullarda hala dernek ve kulüplerin fotoğraf dersi vermelerini nasıl karşılıyorsunuz?
Bilgiye ulaşmak, ilgilenilen konular üstüne konuşup tartışmak her zaman yararlıdır elbette. Okullara, üniversitelere gidilerek fotoğraf sanatçısı olunabileceğine inanmıyorum. Kişinin yeteneğiyle, yaratma gücüyle ilgili bir olaydır bu.
10. Sizce fotoğrafta "tek"likten söz edilebilir mi?
Bu sorunuzla bir fotoğrafçının ortaya koyduğu yapıtların başkalarınınkine benzememesini söylemek istiyorsanız, elbette bunun sözü edilebilir. Hatta öteki sanatlarda olduğu gibi bir fotoğrafçı, sanat yolunu seçmişse kendini ancak böyle kanıtlayabilir.
11. Fotoğraf günümüzde "güvenilir belge" olma özelliğini ne ölçüde koruyabiliyor?
Fotoğrafın en önemli yanı olayları, insanları, insan ilişkilerini belgeleyebilmesidir. Bu özelliği hiçbir zaman değişmeyecektir. Sözgelimi, Kıbrısçık köyünde çektiğim çocukların fotoğraflarında giysilerinin yedi parçadan oluşmasının nedeninin göze gelmemek olduğunu bir folklorcu söylemişti bana. Oysa, ben bu gerçeği hiç bilmiyordum, görüntüyü çok beğendiğim için o fotoğrafı çekmiştim. Bundan da anlaşılacağı gibi, bir belge olarak çekilsin ya da çekilmesin, her fotoğrafın bir belgesel değeri vardır.İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nda başkanlık, Eczacıbaşı Holding'de yönetim kurulu başkanılığı görevlerinde bulunmuş olan iş adamı ve sanatçı. Uluslararası İstanbul Film Festivali'ni hayata geçiren isimlerden birisi olan Eczacıbaşı, aynı zamanda ülkemizin yetiştirdiği en büyük çağdaş fotograf sanatçılarından birisi olarak anılıyordu.
* * * *
Şakir Eczacıbaşı, 1921 yılında, İzmir'de dünyaya geldi. Lise eğitimini İstanbul'da, Robert Koleji'nde tamamladıktan sonra üniversite eğitimi için İngiltere'ye gitti. Londra Üniversitesi'nde eczacılık eğitimi aldıktan sonra ülkesine geri döndü.
1953 yılında, Vatan Gazetesi için hazırladığı Sanat Yaprağı eki, ileriki yıllarda diğer gazetelerin de benimseyeceği kültür-sanat eklerinin öncüsü oldu. 1956-1967 yılları arasında yayın hayatına geçirdiği Tıpta Yenilikler dergisi sayesinde modern tıbbın olanaklarını ve tıp sektöründeki yenilikleri Türk doktorlarına ve hastalarına ulaştırarak önemli bir başarı elde etti.
Türkiye'nin en büyük ve köklü firmalarından birisi olan Eczacıbaşı İlaç Kuruluşu bünyesine 1955 yılında katılan Şakir Eczacıbaşı, bu kuruluşun bünyesinde 1970 yılında genel müdürlüğe, 1980 yılında Eczacıbaşı Topluluğu yürütme kurulu başkanlığına ve de 1993 yılında Eczacıbaşı Holding yönetim kurulu başkanılığına getirildi. 1996 yılında emekliliğe ayrılarak hayatının kalan zamanını kültür ve sanat faaliyetlerine ayırdı.
İş kariyerinin dışında, sanat dünyasına yaptığı katkılarla da bilinen Eczacıbaşı, Nejat Eczacıbaşı'nın da kurucuları arasında bulunduğu İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nda 1993-2000 yılları arasında yönetim kurulu başkanlığı yaptı. Türk Sinematek Derneği'nin kurucu üyesi ve de eski başkanı olan sanatçı, aynı zamanda yurt içinde ve yurt dışında düzenlediği toplam 36 sergi ile dünya çapında tanınan bir fotografçıydı.1968-2000 yılları arasında, Eczaçıbaşı Renkli Fotoğraf Yıllıkları'nı çıkartan sanatçı, aynı zamanda Türkiye: Bir Portre ve İstanbul Görüntüleri adlarını taşıyan ve seçkin fotografçıların eserlerinden oluşan iki kitabın yazarıydı.
Şakir Eczacıbaşı, uzun süre tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi'nde, 24 Ocak 2010 tarihinde hastalığına yenik düşerek vefat etti ve de 26 Ocak 2010 tarihinde, Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.