Salı, 22 Mayıs 2012
Bulutlu

25°C

Bulutlu
Nem: %44


°F / °F


°F / °F


°F / °F


°F / °F

IMKB100 59.738
Değişim: %0,12
piyasalar yukari
ALTIN 100,17
Değişim: %-0,34
piyasalar aşağı
USD 1,7610
Değişim: %-1,32
piyasalar aşağı
EUR 2,3710
Değişim: %-7,18
piyasalar aşağı
GBP 2,8014
Değişim: %-4,75
piyasalar aşağı
Son Güncelleme: 2012-02-26 16:05:28

Gazeteler

« Mayıs 2012 »
Pzt Sal Çrş Per Cum Cmt Paz
  1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31      

Son Yorumlar

Ziyaretçi Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün5252
mod_vvisit_counterDün8157
mod_vvisit_counterBu Hafta13409
mod_vvisit_counterGeçen Hafta54864
mod_vvisit_counterBu Ay200754
mod_vvisit_counterGeçen Ay186321
mod_vvisit_counterToplam512520

Sitede şu an: 45 ziyaretçi, 1 üye, 70 arama botu var
Perşembe, 02 Şubat 2012 11:31

Gül Tükendi, Ben Tükendim: Kıvırcık Ali

Yazan 
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Kıvırcık Ali, son yılların en özgün halk müziği eserlerini üreten sanatçılarımızdandı.

O'nu, gerek sanat yaşamı, gerekse toplumsal katkılarının en verimli olabileceği bir çağda kaybettik.

Kıvırcık Ali, müzik tarzı, üslubu, mütevazi kişiliği ile sanat dünyasına örnek insandı. Ölümünden sonra, çok az sanatçıya nasip olacak bir sevgi seli içinde uğurlandı.

Ölümüyle ortaya çıkan bir gerçekte, O'nun, son albümünde, kendini ölüme yakın hissettiğine dair bir türküsününde, yar almasıydı. Ruhu şad olsun...

 

Asıl Adı Ali ÖZÜTEMİZ olan, Kıvırcık Ali 11.10.1968 yılında Tokat'ın Turhal ilçesinin Erenli Köyü'nde, dokuz kardeşin en küçüğü olarak dünyaya geldi. Doğduğu gün babasının ölümünün 40 ekmeği verilmekteydi. Hal böyle iken dedesi "İşte oğlum geri döndü" der ve babasının ismi olan ALİ adını verir. Babası kendi yöresinde Aşık ALİ olarak bilinen ve çok sevilen mahalli bir halk ozanıdır. Sanatçı büyüyüp okul çağlarına geldiği zaman türküler söylemeye başlar. Bağlamaya ve halk müziğine olan ilgisi, köye gelen ozanları ve dedeleri kapı aralarından dinleyerek başlamıştır. Kah ırgat tarlasına ekmek götürürken, kah koyun kuzunun peşinde koşarken çan sesleri ile sesinin birleştiği anda her şeyi unutur, unutur da bir türkü tutturur. Bir kayanın üstünde türkü söylerken hayallere dalar ve bu esnada derinden bir ses duyar; "güccük güccük" diye, bu ses evin en küçüğü olmasından dolayı güccük ismini takan annesi Gülbahar hanıma aittir. Oğlunun bu durumunu fark eden Gülbahar hanım, elinden tuttuğu gibi eve götürür ve gözü gibi koruduğu bağlamayı sakladığı yerden çıkararak "al güccüğüm Ali'm babandan sana yadigar" deyip bağlamayı eline tutuşturur. Sanatçı büyük bir sevinçle annesinin elini öperek bağlamayı alır. Hayatında ilk kez mutluluğun göz yaşlarını o an döker. Sevinci çok uzun sürmez ve bağlaması bir kaza sonucu kırılır. Onca yoksulluğa ve maddi imkansızlıklara rağmen, bu duruma üzüldüğünü gören eniştesi Mehmet ve en büyük abisi Sadık, fırtınalı karlı bir kış sabahı sanatçıyı da yanlarına alarak Turhal'ın yolunu tutarlar. Turhal'da bulunan Kılıç Saz Evi'ne giderek, yeni bir bağlama alırlar ve Küçük Ali bağlamasına kavuşmanın mutluluğu ile köye döner. O dönemde İstanbul'dan eşini defnetmek için gelen Ozan Mahmut KAYA, bu üzüntüsüne rağmen ricaları kıramayarak sanatçıya 15 gün boyunca ders verir.

Bu süreçte köyde hem dedelik, hem de ozanlık geleneğini sürdüren Sadık KÖRPECİ dededen de feyz alan sanatçı ilkokul 3'üncü sınıftan itibaren sınıf öğretmeni Fevzi KÜPELİ'nin de desteği ile bağlamasını geliştirmeye devam eder. Mahzuni ŞERİF, Abdullah PAPUR, Ali KIZILTUĞ, Ali Ekber ÇİÇEK, Muhlis AKARSU, Rıza ASLANDOĞAN, Arif SAĞ, Musa EROĞLU ve Sebahat AKKİRAZ gibi büyük üstatları dinleyerek büyür ve örnek alır. Zamanın çoğunu bağlama çalarak geçiren sanatçı artık epey yol kat etmiş ve çevre köylerde de fark edilerek davet edilmeye başlanmıştır.... Sanatçı bu süreci şöyle anlatır; "1968'de Tokat'ın Turhal ilçesinin Erenli Köyünde doğdum. Babamı hiç görmedim, ben doğmadan 37 gün önce bir kazada vefat etmiş.

9 kardeş yetim büyüdük.

Ben en küçükleriyim, yani annemin de dediği gibi ailenin en güccüğü. Okul yıllarımda çalışkan, başarılı ve bir o kadar da haylaz bir çocuktum, ele avuca sığmazdım. Öğretmenlerim bana Cin Ali derlerdi neydem dedeme çekmişim. İlk okuldan sonra maddi imkansızlıklar ve yetersiz koşullardan dolayı okul hayatıma son vermek zorunda kaldım. İşte böyle başlayan öyküm büyük abim Sadık'ın da desteği ile 1983'te beni İstanbul'a kadar getirdi. Öyle değil midir? Yoksulluk Anadolu insanını hep gurbete düşürmemiş midir? Belki önce köyden bir kasabaya, sonra büyük kentlere ya da dünyanın dört bir bucağına... Yani benim deyimimle "Üçüncü gurbete" say say bitmez. İstanbul Kasımpaşa'da Güngör Saz Evi ve yapım atölyesinde çalışmaya başladım. 1,5-2 yıl sürdü. Aynı zamanda Tepebaşı Gazinosunda düzenlenen ses yarışmasında Aşıklama dalında birincilik aldım. 1985 yılında ASM Müzik Kursu'na kayıt oldum. 3 ay süren solfej eğitiminden sonra aidatlarımı ödeyemediğim için ayrılmak zorunda kaldım. Oradan ayrıldıktan sonra da 3 yıl kadar konfeksiyon atölyelerinde çalıştım. Bu süreçte gece kulüplerinde, düğün salonlarında vb... bağlama çalarak, zor koşullarda hayata tutunma mücadelesi verdim." Gazino ve düğün salonlarında çalışmaya başladıktan sonra saçlarının uzun ve kıvırcık olmasından dolayı Kıvırcık Ali olarak anılmaya başlar ve 1988 de Şadıman Hanımla evlenir. Oğlu Eren ve kızı Ecemgül hayatına kocaman bir mutluluk getirirler. Bugün Eren 15, Ecemgül, 10 yasında .Hayat iste! Bugün bu evlilik sürüyor olmasa da Kıvırcık Alinin çocuklarına düşkünlüğü biliniyor. Ayrıca yokluğunu aratmayan Şadıman Hanımla da saygın bir ilişkisi var... 1990-91 yıllarında vatani görevini yapar. Askerden sonra artık kendi duygularını müzikal anlamda dile getirmeye başlayan sanatçı, besteleri kendisine ait olan ve zor koşullarda çalışıp kazandığı birikimi ile 1994-1998 yılları arasında 3 albüm yapar ama maddi imkansızlıklardan dolayı bu albümler piyasaya sürülemez.

1995'de İbrahim AKKAYA ve Mustafa YILMAZ ile birlikte Grup Turnalar'ı kurarlar. 1996'da ilk albümleri olan "Türkülerden Türkülere Yol Eyledik" adlı albümle profesyonelliğe adım atar. 1998'de ikinci albümleri olan "Türküler Kimliğimiz" i çıkartırlar. Bu albümde müziği Kıvırcık Ali'ye ait olan "Turnalar" adlı eser de yer alır. 1983'ten bu yana maddi manevi desteğini esirgemeyen, hala prodüktörü olan, kirvesi ve can yoldaşım dediği İbrahim YILMAZ'ın desteğiyle 1999 yılında ilk solo albümü olan "Gül Tükendi Ben Tükendim" piyasaya çıkar. Kıvırcık Ali müzik ile iç içe büyüdü, emek verdi. Albümlerine gelince, her defasında ayrı bir tat ve renk alınıyor, dinledikçe dinlenesi gelen türküler ile dilini çözüyor gecelerin. Müzik hayatına ilk adımını attığında yol göstericileri ve manevi destekçileri; Musa EROĞLU, Güler DUMAN, Edip AKBAYRAM olur. Kıvırcık Ali ise onların rehberlikleri doğrultunda kendini her daim geliştirerek, Türkiye'yi en ücra köşesine kadar dolaşıp konserler verdi. Almanya'ya o kadar çok gidip geldi ki, bir gün vizesinde problem çıkıp Almanya'ya giremeyince oradaki Türkler Alman Konsolosluğu'nu telefon yağmuruna tutar ve vizesindeki sorun giderilir. Müzik piyasası geleneksel kalıplarıyla başarısına akıl sır erdirememişse de aslında O'nun sırrı basit: Yüreğinin hüznünü, sevincini, burukluğunu, coşkusunu türküleri aracılığıyla dünyaya haykırmak. O her kesime hitap ediyor; Solcusu, sağcısı, rockçısı, popçusu her kesimden dinleyeni var. İlk zamanlar ismi biliniyor ama kendisi bilinmiyordu. Şimdi ise tüm kitlelere hitabından dolayı herkes tarafından tanınıyor. Geniş bir dinleyici kitlesine sahip. Albümlerinde en az on eserin müziği kendisine ait. Bestelerini Edip AKBAYRAM ve Sibel CAN' başta olmak üzere bir çok sanatçı seslendirmiştir. Kısa zaman içerisinde yurt dışındaki gurbetçilerimize konserler vererek, özellikle ozanlık geleneğini, Anadolu türkülerini içinde barındıran besteleri ve kendi tarzını ortaya koyan yorumuyla, ünü Avustralya ve Kanada'ya kadar ulaştı.

Kıvırcık Ali'nin serüveni "GÜL TÜKENDİ BEN TÜKENDİM", "ISIRGAN OTU", "ÜÇÜNCÜ GURBET" adlı albümleri ile başladı ve bu serüven, daha nice türkü üreteceğe benzer. Bilindiği üzere, özellikle Halk Sanatçısı, kendisine ve topluma yabancılaşmayan, öznel hayat tecrübesini sanatının gücüyle halkıyla bütünleştirebilen ve bu süreçte halkının duygularına da tercüman olabilmeyi başaran kişidir. Bu bağlamda Kıvırcık Ali, öznel dramlarını Türkülerimizin o inanılmaz deryası içinden gelen bir çoşkuyla "GERİYE DÖNÜN SENELER" isimli son albümüyle adeta bu mevsimde gönlümüze düşen, dördüncü bir cemre misali sürdürmektedir. Zaten parlak yıldızlar, kendi mütavazi gölgelerinde, kendileri gibi olmaya çalışırlarken doğarlar.

Kıvırcık Ali'nin 2006 yılındaki şarkıları

• Ah Gardas.

• Ahuzarim.

• Ayrilik

• Canimin Ici.

• Dost Nerdesin.

• Geriye Dönün Seneler.

• Görmeye Geldim.

• Güle Benzer.

• Gününe Düstüm.

• Kerbela.

• Kizilkaya.

• Kör Ciban

• Sevdigim

• Yar Ali Yar

• Yaram Sizlar

Okunma 112 defa

Yorum Ekle

Lütfen doldurulması gereken tüm alanları (* ile belirtilen) doldurunuz. Yorumunuz incelendikten sonra yayına alınacaktır. Temel HTML kodları geçerlidir.