Salı, 22 Mayıs 2012
Bulutlu

25°C

Bulutlu
Nem: %44


°F / °F


°F / °F


°F / °F


°F / °F

IMKB100 59.738
Değişim: %0,12
piyasalar yukari
ALTIN 100,17
Değişim: %-0,34
piyasalar aşağı
USD 1,7610
Değişim: %-1,32
piyasalar aşağı
EUR 2,3710
Değişim: %-7,18
piyasalar aşağı
GBP 2,8014
Değişim: %-4,75
piyasalar aşağı
Son Güncelleme: 2012-02-26 16:05:28

Gazeteler

« Mayıs 2012 »
Pzt Sal Çrş Per Cum Cmt Paz
  1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31      

Son Yorumlar

Ziyaretçi Sayacı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün5220
mod_vvisit_counterDün8157
mod_vvisit_counterBu Hafta13377
mod_vvisit_counterGeçen Hafta54864
mod_vvisit_counterBu Ay200722
mod_vvisit_counterGeçen Ay186321
mod_vvisit_counterToplam512488

Sitede şu an: 37 ziyaretçi, 1 üye, 64 arama botu var
Çarşamba, 22 Haziran 2011 08:00

Selahattin Pınar

Yazan 
Öğeyi Oyla
(0 oy)

       Bestekar Selahattin Pınar ile ülkemizin ilk müslü-man kadın tiyatrocusu Afife Jale’nin kader ortaklığı, her ikisinin de sanatçı olabilmek için, ailelerinden kopmaları ile başlıyor. Selahattin Pınar’ın milletvekili babası, ona çalgıcı diyerek, sanatını küçümsüyor. Afife Jale’nin babası da onun tiyatro yapmasını engelliyor. Hayat her ikisini bir yerde buluşturduğunda, sahneye çıkamayan Afife Jale, teselliyi yatıştırıcı haplarda arıyor ve ne yazık ki sonrasında da bir eczacı kalfasının oyunu ile morfin bağımlısı haline geliyor. Selahattin Pınar’ın bütün çabaları, Afife Jale’yi kurtarmaya yetmeyince Afife Jale sefil perişan parklarda sürünerek ölüyor. Afife Jale’nin ölümünden sonra, bir daha kendisini toparlayamayan Selahattin Pınar, Afife Jale’nin anısına çok büyük, hicran dolu besteler yaratıyor. Sonunda da hasta iken bir meyhanede yudumladığı rakıyla birlikte, hatıralarını yüreğinde canlandırırken yaşama veda ediyor, Selahattin Pınar.

 

       1902 doğumlu Selahattin Pınar, Ticaret Mektebi'ni bırakıp müziğe başladı. Oysa babası eski Denizli Milletvekili Sadık Bey, onun hukukçu olmasını istiyordu. Birgün Denizli'den gelen eşraf için kulurmuş bir sofrada Sadık Bey'e oğlunu sordular; Selahattin de sofradaydı. Sadık Bey, o yokmuş gibi "Selahattin çalgıcı oldu" dedi. Selahattin ayağa fırladı ve "Babacığım, rica ederim,.. ben çalgıcı değil, sanatkarım" diye itiraz etti.
       Sadık Bey, pek sevimsiz bir küfürle yanıtladı bu çıkışı.. Bunun üzerine Selahattin Pınar, ceketini alıp sofrayı terk etti. Kapıdan çıkarken döndü ve şöyle dedi; "Babacığım, bir gün gelecek, benim adımla anılacaksınız." Sadık Bey, yanıbaşında bulunan gaz lambasını oğluna doğru fırlattı. Çıkan yangını güç bela söndürüldüler. Selahattin kapıyı çarpıp çıkmıştı bile.. Asla baba evine geri dönmeyecekti.
       2. SAHNE
       1902 doğumlu Afife Jale, İstanbul Kız Sanayi Mektebi'nde okuyordu. Ama onun aklı tiyatrodaydı. Oysa o yıllarda, Müslüman kadınların sahneye çıkmaları yasaktı. Buna rağmen 16 yaşında talebe olarak Darulbedai'ye başvurdu ve kabul edildi. Babası Hidayet bey, kızını bu sevdadan vazgeçirmek için çok uğraştı. Başaramayınca sertleşti. Ona "Fahişe" dediği bir gün "Benim Afife diye bir kızım yok" diye gürledi. Zaten Afife artık sahnede, "Jale" adını kullanıyordu. Sanatı için baba evini terk etti.
       3. SAHNE
       Hicaz makamındaki O Selahattin Pınar bestesindeki gibi "Bir Bahar Akşamı" rastlaştılar. İstanbul Kuşdili Çayırında.. Hafız Burhan konserinde... Selahattin Pınar, üstadın arkasında tambur çalıyordu. Nicedir saz salonlarının en sevilen besteci ve icracilarindan biriydi. Afife Jale ise Darulbedai'de sahneye çıkarak "Tiyatrodaki ilk Müslüman kadın oyuncu" olarak tarihe geçmiş, ancak tiyatro zaptiye tarafından basılınca kapı önüne konulmuştu. İşsiz, sahnesiz ve kimsesizdi. Acısını yatıştırıcı haplarla dindirmeye çalışıyordu. İkisi de 25 yaşındaydı. Belki de güftedeki gibi
       "İçimde uyanan eski bir arzu dedi ki yıllardır aradığın bu, şimdi soruyorum büküp boynumu daha önceleri nerelerdeydiniz" dediler ve evlenmeye karar verdiler.

       4. SAHNE
       Gençliklerini acılar içinde harcamışlardı. Evlenince hayat boyu ıskaladıkları her şeyi birlikte yapmaya çalıştılar. Evde saklambaç oynadılar. Bahçede enginar yetiştirip yarıştılar. "Bir çocuk resmi" kıvamında şiirler yazdılar. Pınar çaldı; Afife dinledi. Ancak güzel günler uzun sürmedi. Afife, tiyatrosuz yaşayamıyordu ve tiyatronun boşluğunu uyuşturucularla dolduruyordu. Suriye'li bir eczacı onu morfine alıştırmıştı. Selahattin Pınar, bir gün eşinin öğle uykusu için çekildiği odasının anahtar deliğinden içeri baktığında, damarına morfin şırınga ettiğini gördü ve çöktü. Morfin için eczacıyla ilişkiye girmişti Afife.. Ama Pınar, eşine öfkeden çok, merhamet duyuyordu. Onu hayata döndürebilmek için çırpınmaya başladı. Sürekli melankolik besteler yapar olmuştu.
       5. SAHNE
       Çırpındılar, bu gidişi geri çevirebilmek için... Olmadı! Selahattin Pınar, kendisi de morfin tuzağına düşer gibi oldu. Bunun üzerine Afife, "Terk et beni" diye yalvardı ona. "Yoksa sen de mahvolacaksın, bırak beni gideyim" dedi. Pınar, 6 ay sonra Afife Jale'yi terk etti. Şimdi ikisi için de en kötü yıllar başlıyordu. Afife, kimsesiz ve beş parasız, tenha parklarda yatıp kalkar, aşevlerinde karnını doyururken, ayrıldığı eşinin kendisinin ardından yazdığı şarkıları taş plaktan dinleyip ağlardı. Ayrılık acısını yeni bir evlilikte dindirmeyi deneyen Selahattin Pınar ise hiç birlikte yatmadığı bu kadından kısa sürede ayrıldı.
       SON SAHNE
       Afife Jale, kimsesizliğinin, terk edilmişliğinin, yoksulluğunun son durağı Balıklı Rum Hastanesi'nde bir deri bir kemik veda etti hayata.. Ölümü gazetelere haber bile olmadı. Cenazesine 4 kişi katıldı. Mezar yeri de mektupları ve fotoğraflarıyla birlikte kaybolup gitti. Unutuldu. Selahattin Pınar, Afife'nin ölümünün ardından paraladı kendini... Nice, hicran dolu besteye imza attı. Son katıldığı radyo programında "Hatıralar" şarkısını seslendirdi;
       "Beni de alın koynunuza hatıralar Dolanıp kalayım bir an boynunuza hatıralar."

       Bir süre sonra müdavimi olduğu Todori meyhanesine gitti, doktorların yasak ettiği ne varsa hepsini ısmarlayıp sofrayı donattı. Rakısını yudumlarken, son nefesini verdi. "Her yıl ölüm yıldönümümde mezarıma bir büyük rakı dökün" diye vasiyet etti. Son yolculuğuna mezarlıkta kendi bestesi çalınarak uğurlandı;
       "Söndü yadımda akisler gibi aşkın seheri..." / Can Dündar

Okunma 2971 defa

Yorum Ekle

Lütfen doldurulması gereken tüm alanları (* ile belirtilen) doldurunuz. Yorumunuz incelendikten sonra yayına alınacaktır. Temel HTML kodları geçerlidir.