25°C
IMKB100 59.738
Değişim: %0,12 |
ALTIN 100,17
Değişim: %-0,34 |
USD 1,7610
Değişim: %-1,32 |
EUR 2,3710
Değişim: %-7,18 |
GBP 2,8014
Değişim: %-4,75 |
Son Güncelleme: 2012-02-26 16:05:28
|






![]() | Bugün | 5015 |
![]() | Dün | 8157 |
![]() | Bu Hafta | 13172 |
![]() | Geçen Hafta | 54864 |
![]() | Bu Ay | 200517 |
![]() | Geçen Ay | 186321 |
![]() | Toplam | 512283 |
Gazeteler bu günlerde, yeni bir bilgiymiş gibi ard arda yazıyorlar. Türkler'in ekmek tüketimi, Avrupa ülkelerinden çok fazla!
Uzay Çatı altında salı günleri Kurulan pazar için satıcılar, Pazartesi sabahı tezgahlarını kurmaya başlarlar. Her Pazartesi sabahı saatin yelkovanı 9'a koşarken, bende hızlı adımlarla gazeteye yürümekte olurum.
Şu hayvan denen yaratıklarla, insan denen biz yaratıklara bakarımda, yaşamlarında hep birliktelik görürüm.
Ortaasyada Türkler, yüzlerce yıl, yöneten sınıf olan Bay Sınıfının, Halkı, Budun sınıfını yönetme hakkının, tanrı tarafından verilmiş olduğuna inanarak yaşadılar, yönetildiler. Bu anlayışa göre yöneticilik, kandan soydan gelen, bir hak, üstünlük, ayrıcalık,Tanrı vergisiydi. Bu anlayış uyarınca, Baylar'ın çocukları doğuştan asil olurlar, büyüyünce, daha kolayca orduda rütbe alırlar, giderek yönetimin değişik kademelerinde yükselirlerdi.
Burdur Osmanlı'ya 3 Sadrazam vermiş. Sorsanız adları sanları bilinmez. Arada bir Belediye Başkanı Sayın Sebahattin Akkaya, yaptığımız söyleşilerde kimler olduğunu anlatır. Ama ortada ne resimleri var, nede büstleri.
Sevgili okurlar, İktidar Camiası kabul etmese de, aslında hepimiz biliyoruz ki; Burdur yerinde sayıyor, hatta geriliyor!
İnsanlar yaşamlarını değişik şekilde sürdürürler. Bu yaşam tarzı o insanın kişiliğine bağlıdır. Ailesinden ve çevresinden aldığı kültüre bağlıdır bu. Kimileri tantanalı bir hayatı sever, Kimisi de varlıklı olmasına rağmen sade "SADE YAŞAM"ı seçer.
Araştırmalar ortaya koymaktaki; Asya'da ilk sulu tarımı, sulama kanalları yaparak Göktürkler başarmış. Aynı araştırmalar, ata ilk koşumu, üzengiyi giydirip, savaşta at üstünde ok atmada, kılıç kullanmada ilki gerçekleştirenlerinde Göktürkler olduğunu ortaya çıkartıyor.
Akdeniz Bölgesi'nin batısında yer alan BURDUR tanınmaya ve tanıtılmaya çok muhtaç bir ilimizdir.
Tanınmak; varlığını ve benliğini kabul ettirmektir. Bu bakımdan özel bir önem taşır tanınmak. Tanınmak için tanıtılmak gerekir. Bir ilin tanıtılması, öncelikle o ilin kimliğini taşıyan insanlara ve o ili yönetenlere düşer. Tanıtımda ilk akla gelen; Burdur Valiliği, Burdur Merkez Belediyesi, İlçe Belediyeleri, Üniversite ve sivil toplum kuruluşlarıdır. Bu tanıtımın etkinliği yeterli olmadığı için, bu şehrin bir hemşehrisi olarak üzüntü duymaktayım. Nasıl mı? Şöyle:
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü.. Türkiye'nin her ilinde kutlandı. Yıllar geçtikçe, günün anlamında büyük değişiklikler olmaya başladı.
Ulusaldan yerel basına, milyonlar satan gazetelerden, bir avuç insana ulaşan gazetelere kadar, artık bütün gazetelerde az-çok baskı var. Ee, hal böyle olunca da, Çalışan Gazeteciler Günü, oluyor sana, "Baskıyla yönlendirilen" Çalışan Gazeteciler Günü. Gazeteciliğin durumu zaten geçtiğimiz yıllarda vahimdi, artık nasıl bir tanımlama kullanacağımı bende bilmiyorum.
İktidarı ele alalım. Artık, Türkiye'nin Başbakanı, kendisine yönlendirilecek soruları bile önceden seçer konuma geldi. 12 Eylül Referandumu'ndan sonra "Türkiye ileri demokrasiye geçti" diyen Başbakanımızın önceden belirlediği soruları sormayan gazeteciler, yaka paça dışarı atılmasalar bile, patronları aranıp, "Açıklamalarımıza o muhabiri göndermeyin" ya da "Sen gazete patronusun, köşe yazarlarına, muhabirlerine sahip çık" şeklinde karşılık veriliyor.
Türkiye'de önemli olaylar oluyor, hergün, her an. Hangi gazete iktidarın aleyhinde olan haberleri, baskılara dayanarak halka ulaştırabiliyor? Fazla düşünmeyin, parmakla sayıverin. Gündem değiştirmeler mi dersiniz, haberleri örtbas etmeler mi? Sanırsın gazeteler gazete değilde, magazin dergisi. Canım Türkiyemin, canım insanlarına bir haberi ulaştırmak istemiyor musun? Gazetenin 2. sayfasından başlayarak koy magazin haberlerini, birde son sayfaya şöyle açık saçık bir bayan fotoğrafını da çaktın mı, ohh, vatandaş napsın haberi? Bu kadar alçaldı habercilik, vatandaşın gazeteden bekledikleri de, gazetelerin vatandaşa sundukları da değişti. Her nedense, bu değişimler 2002 yılında başlayıp, katlanarak arttı!
Gazetecilik ulusalda yavaş yavaş bitiriliyor. Yerele doğru inildiğinde, en azından tarafsız habercilik elle tutulur biçimde... Yerel gazetelere baskı yapılmıyor mu? Çok örneği var, tabii ki yapılıyor. Ulusalda olduğu şekli gibi olmasada, yerelde de birçok baskı çeşidi var. Yerele inildikçe, insanların dost-ahbap yüzdesi de arttığı için, kendisi hakkında yapılan bir habere, küserek karşılık verenler var! Küsmekle de kalmayıp, basın açıklamasının tarihini, saatini söylemeyerek, gazeteyi protesto eden insanlar var, arkadaş! Hal böyleyken, gel de Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutla...
10 Ocak gününde, kesinlikle şu söz kullanılmıştır; "Basın hürdür, sansür edilemez." Hani, halk arasında kesinlik bildiren bir cümle kurarsınız da, karşılık olarak size "Hadi lan ordan" derler ya. İşte bu kadar basit. Basın mı hür? Hadi lan ordan...